24 Haziran 2016 Cuma

Tallin Çiçek Festivali ve Kadriorg Sarayı


Üç aydan fazla süren bir çiçek, bana göre bahçe düzenleme festivali bu.
Çünkü toplamda gördüğümüz çiçek sayısı, bizde ortalama bir seradaki kadar etmez.
Belki de bu sebepten halk arasında çiçek bir kıymetli, bir kıymetli sormayın.
Bir kere öğleden sonra birine ziyarete giden herkesin elinde bir çiçek. Genç, yaşlı, kadın, çocuk... 
Evet, evet... Demet falan yok, bir, bilemedin iki sap bir şey! 
 Hele öyle bizdeki gibi fiyonktu, tüldü, incikti, boncuktu hak getire. Sapına bir saman çöpü. İşte bitti !
Tek bir Margeret'i nezaketle taşıyanı gördü bu gözler :o


Şehir zaten yemyeşil. 
İklimden dolayı çoğu ağaçlar en az beş katlı bina yüksekliğinde ve sürekli kuşlar ötüyor.
Hele bu mevsimde güneş batmadığı yani tam karanlık olmadığı için garipler hiiç susmuyor.
Sesi ötmekten çatallaşan kuş var, inanın :)


Bahçe aksesuarları mı desem? Ne desem?










Bir yağan, bir duran yağmur altında gezdik bahçeleri. Hava genelde kapalıydı.
Bu yüzden biraz karanlık çıktı fotoğraflar. 


Bu bahçe paravanlarını çok beğendim.
Hele çakma kütüphane olanı :)




Ve    Kadriorg Sarayı


Eski Şehir den iki kilometre ötede Kardiorg Sarayı. 
Anlayacağınız yine yürüdüm. Tülin'in Tallinn de işi ne ? 
Sarayı Çar Deli Pedro tarafından 1710'da karısı için yaptırılmış. ( bu adam çok da deli değil galiba )
Güzel binanın bir bölümü şimdilerde resim müzesi.



Girişte tanıdık biri karşılıyor gelenleri.  Bizim oralardan, Venüs.


Sarayın kocaman arka bahçesi ön tarafından güzel.






Havuzlar, heykeller, bahçeler, yollar her yer, her şey tertemiz.

Ulus'un hatta Ankara'nın simgesi güzelim heykeli, bir araba fırçası, hortum ve bir merdiven olsa ! 
diye diye seyrettiğim geliyor aklıma.


Müzenin hediyelik eşya dükkanında her şey satılıyor neredeyse.
Fiyatlar ise uçuk!




Örneği fotoğraftan çıkaran marifetli arkadaşlarım, şu bir çift eldiven 34 Euro! yaaa..


Bak yine yoruldum!
Müze falan anlamam, bulduğum yere çökerim arkadaş!
Hem zaten ben de müzelik oldum artık. Bakın hiç sakil durmuyorum ortamda :))

Hadi şimdide günün final fotoğrafı;


Bu merdivenler bir ormana çıkıyor. Çıktık, ormanda yürüdük ve Baltık Denizine vardık.
Onu da sonra anlatayım, olur mu?  Çok uzattım yine  :))



23 Haziran 2016 Perşembe

Tallinn Günleri



Ben bir süredir bu masal şehrindeyim dostlar.
Büyük oğlum burada yaşadığı için, biraz hasret giderme,biraz da gezi olsun istedik. Gerçi bana her yer güzel eğer sevdiklerim yanımdaysa. ama burası gerçekten çok güzel.


Esyonya’nın başkenti Tallinn’in Orta Çağı yaşatan ünlü tarihi merkezi Toompea Tepesi arnavut kaldırımlı sokaklar ve tarihi evlerle dolu. Tarihi Kent UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor ve surlarının çevresinde çok güzel parklar var.  İlk gün Alp bizi buraya getirdi. 
Seyir terasından aşağıda görülen Old Town. Yani Eski Kent.






Sokaklar arnavut kaldırımı.





Şehirle ilgi harika fotoğraflar sizlerin elinizin altındaki tuşlarda. 
Bilgiler de öyle, merak eden bakar görür. Ben sevdiğim yerlerinden, bana göre güzel olandan bahsetmek istiyorum izninizle.
Hem dönünce arkadaşlarıma tek tek anlatamam ki. Burası biraz da bunun için değil mi zaten. 
Sizi sıkabilirim, amaaan bana ne ! dedirtebilirim. Olsun, siteminiz şimdiden kabulüm. 
Çünkü sırada bir dolu şey var. Mesala başka ülkelere yaptığımız kısa geziler var, 
Her birine bayıldığım pastaneler, dükkanlar hatta insanlar var :)
Kısacık bilgilerle anlatmaya çalışıcam, söz !


Kuleler, kuleler...




Sinema Salonu



Şimdilerde bir ülkenin büyükelçiliği, hangisi unuttum :(



Holly Spiri Churcht (Kutsal Ruh Kilisesi) 
14.yy,  yapılmış ve duvarında Tallinn in en eski dış cephe saati.


Sokaktan sokağa bu geçişlere bayıldım. Öyle de çoklar ki. Üstleri de ev.
Bu arada Old Town da eskiden tüccarlar, bürokratlar otururmuş.



Hemen her binanın altı iş yeri.Olsun da zaten. Çünkü buraya bu mevsim gökten Japon yağıyor.
Ülkemde kuş uçmaz kervan geçmez semtlerde bile apartmanların altı dükkan. 






Bina duvarlarında, kapılarda, çatılarda gözlerinizin takılıp kalmasına sebep olan  ne çok detay var.



:)) Köşebaşında ikisi de yolumu bekliyor. hadi anneee!!!
Ne çok duyuyorum ben bu cümleyi son günlerde :)



Festival günleriymiş. Haberimiz yoktu, güzel bir sürpriz oldu.
Tezgahların birinden propolisli bal aldık. Bal deyip geçmeyin burada bir sürü çeşidi var. 
Orman balı, bataklık balı, krem bal gibi... 


Bir yağmur, bir güneş, biraz bulut... Haziran güzelliği.
Ama geceler soğuk. Montsuz donarsınız maazAllah ! O derece.
















Bu yol Old Town'ın dışında. Durağa giderken kullandığımz caddedeki  bu tombul kuşları çok sevdim. Genellikle yaya geçitlerinin, durakların olduğu yerlerdeler. Beklerken çocuklar, gençler üzerinde otursun diye. Yaşlılar mı? Onlar boş duraklarda, otobüslerin içinde yer varken bile oturmuyorlar.
Hep ayaktalar, anlamak mümkün değil. Valla ben bulduğum yere çöküyorum. 
Bu kadar gezmeye can dayanmaz zira ;)) Evde de bir sürü iş var sonuçta. 
Ha, bu arada biz Alp'in yurttaki mini dairesinde kalıyoruz. İmkansızlıklar içinde yapmadığım yok.
Yaprak bile sardım oğlumun yurda dönen arkadaşlarına .
Şimdilik bu kadar. Sonra yine yazarım. Nasılsa Tülin Tallinn de :)



Estonya Hakkında ;


  • Nüfusu 1.3 milyon.
  • Estonca, Türkçenin de bağlı olduğu Ural-Altay dil ailesinin Ural kolunun Fin-Ugor grubunda.
  • Estonca, komşu ülkelerin dilleri olan İsveççe, Litvanca ve Rusça’dan tamamen farklı bir dil olup, gramer yapısı Fince ve Türkçeye benzer.
  • Ülke halkı, Küba ile birlikte dünyada en yüksek (%99,8) okuma yazma oranına sahip.
  • Ülke nüfusunun dörtte biri Rus kökenli.
  • Estonya hava durumu kışın soğuk, yazın gezmek için ideal.
  • Topraklarının yarısı ormanlarla kaplı.
  • Ülkede 1.500’den fazla ada var.


Ayvalık Antikacıları

İyi ki gelmişim dediğim Ayvalık da pasajın adı benim içeriye süzülmeme yetti. Kocaman paralarla opalinler, Bavyera kristalleri...