örgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
örgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2017 Pazar

Bebek Hırkası



Ortaokul yıllarında böyle kızılderili esintili (!) bir kazağım ardı.
Neredeyse diğer tüm kazaklarım gibi onu da annem örmüştü. 
Çok severek giymiştim o pembe kazağı.

Öyle bilinen yakadan başlama bir hırka örecektim göya.
Hatta uslu uslu robaya kadar da örmüştüm bile.
Sonra upuzun bir yoldan, bir dolu hatıra,  pembe kazağımı da kollarından tutup getiriverdiler gözlerimin önüne.

Bu hırkanın onu hatırlatan iki yanı var. Biri üst kısmının haroşa örülmüş olması,
diğeri elbette saçakları.
İyisi mi, bir dahaki sefere birebir aynısı bir kazak öreyim ben. 
Olmuyor böyle "tut" diyen anının kuyruğu olmak canım!





Bir sahibi çıkana kadar, elime geçtikçe bana güzel günleri hatırlatmaya devam edecek.

Anne elinden giyinen, bayramlara sevinen, okul dışında rast geldiği öğretmenlerine yüz metreden başı ile selam çakan ne güzel çocuklardık.

Kasım ile gelen bu yeni mevsim güzelliklere açılan bir kış olsun.
Kimseler soğuktan üşümesin, aç açıkta kalmasın, karnı da kalbi de doysun inşallah.
Amin





30 Ekim 2017 Pazartesi

Tığ İşi Battaniye

Tığ işi, bana çocuk yaşımda ellerimin  sadece peşinde koştuğum topları tutmanın, 
komşu arsadaki bodur nar ağacının dallarına asılmanın, 
çamurdan köfteler yapmanın ötesinde bir şey için kullanabileceğimi öğreten ilk iştir.

Galiba bu sebepten de en sevdiğim, bana en kolay gelen iştir.
Bir parça ip ve küçük bir metal parçası ile insanın bunu yapabiliyor olması da hep şaşırtır :)



Böyle bir girizgahtan sonra size tül zarafetinde döküm döküm danteller göstermem gerek belki ama... 
Benim ki sadece yumruk kadar yumaklarla örülmüş, 
örerken hayaller kurdurmuş, "büyükanne işi" bir battaniye.


Örüp örüp doyamadıklarımdan olsa gerek, böyle iki battaniyelik motiflerim oldu zaman içinde.
Bu yüzden epeyce büyük tuttum ebatlarını. 
Sahibi bayıldı görünce. "Bu beni örter bile !" dedi sevinçle.
Örtsün, dedim. İşten eve geldiğinde, hani küçük bir molada, al kahveni kitabını eline, kurul en sevdiğin köşeye, çek üzerine benim sevgimi. Bak nasıl sımsıcak olacak için, dışın.
Sevgi bu, her derde deva :)


Böyle içimden, elimden gelenleri, geleneksel hediyelerin yanı sıra vermekten çok mutlu oluyorum.
Battaniye böylece paketlenip, düğün için gittiğim İstanbul yolculuğunda bana eşlik etti.

Beğenildi, sevildi, elden ele gezdi.
İyi ki örmüşüm dedim.

Sağlıklı, huzurlu, bereketli bir hafta diliyorum herkese.
Battaniyem gibi rengarenk ve neşeli olsun her gününüz inşallah!

*****

* Kiremit hanem, can parem. Sana verdiğim söz üzerine bugün işi gücü bıraktım, post hazırladım.
Hep söz versem, hep paylaşsam ve de böylece gecikmiş yazılar yazarı olmaktan çıkıversem. Ne iyi olur değil mi?. 




21 Haziran 2017 Çarşamba

Tüm Dünyayı Kucaklamak İstedim, Kollarım Yetişmedi











En sevdiğim şairin, en sevdiğim şiiri  yakıştı bence bu ayıcıklara.

Kucak açıp bekleyenleriniz, kavuşmalarınız çok olsun dostlar.


14 Haziran 2015 Pazar

Her şey küçük bir kare ile başladı !

Sizin de anlamsız bir can sıkıntısı ile başlanmış bir parça oldu mu elinizde?

Sonra o parça bir iken iki olup, üçlenip, hadi bu da dördüncü olsun, aaa... bu renkle de ne güzel olur...
dediğiniz işleriniz oldu mu hiç?
Benim oldu, Hem de bir kaç kez.
Olduysa bilirsiniz zaten. İşin en sıkıcı tarafı, Sonra da ben bundan ne yaparım durumudur.
Çanta, kırlent serisi, sıcacık bir kış seccadesi... Yok ya, en iyisi yine battaniye...



Kenar da örmek lazım şimdi...









Sahi, ne sormuştum ben size?
"Sizin de anlamsız bir can sıkıntısı ile başlanmış bir parça oldu mu elinizde?"

Olmuştur, olmuştur.


"Oldu" deyin de bari, ben de kendimi normal biri sanıp sevineyim  ;)

Gönlünüzce bir tatil günü dileğimle !

                                                                **************
*Unutmadan!


Yakın tarih meraklılarına.
Ben bir solukta okudum, tavsiye edilebilir kitaplarım arasında yerini aldı.



 Arkadaşlar, sevilen mekanlar, küçük kaçışlar içinde yerini almaya devam ediyor.


Yüksük Bloğum beni yeni dostlukların sahibi yapmaya devam ediyor.

 Sevim Hanım taaa... Cebelitarık dan gelip Ankara da beni bulanlardan. Birlikte de fotoğrafımız vardı ama bulamadım :(
Bir sonrakine artık..  Söz verdi, yine gelecek :)

Siz de gelin efendim, beklerim :)






29 Mayıs 2015 Cuma

Bahar Bitmeden

Sizinle paylaşmak istediğim ne çok şey var.
Ne gariptir ki,
yazmak zor gelse de, burada yer vermeyi düşünüp çektiğim fotoğraflar biriktikçe
 içimde bir yük ağırlaşıp duruyor.
 Biliyorum , hafiflemenin tek yolu da yazmak.
Yok, bu durumun sizinle ve hatta benimle bir ilgisi yok katiyen.
Bunun tek müsebbibi zaman! 
Ve onun önüme getirip bıraktıkları.
Malum, şu günlerde aramız pek iyi değil kendisi ile.
 Hayatımdan isimler, öyküler eksiltmekle kalmıyor, en sevdiğim mevsimi de sürükleyip götürüyor üstelik. Kızgınım ona çok!
Neyse ki, benim de Ondan çalıp elle tutulur, gözle görülür hale getirdiğim vakitler var.
Kim bilir bu yüzden belki zaman da bana kızgındır.
Ne dersiniz?




Neyse işte,
Bahar bitmeden yarım kalmış işler bitsin istedim ve bu merserize şalı 
( bir arkadaşım örüp "ipim kalmadı" diye yollamıştı) 
Ben de, ilk yaz akşamlarında hem büyütmüş hem de bitirmiş oldum.


Elimdeki pamuk ipleri kullanınca böyle bir şey çıktı ortaya.
Kenar örneği arşivimden. Kim bilir ne zaman, kimin paylaşımından almıştım ?
Kötü bir arşivciyim ben.





Biten bir battaniyenin ardından örülen minicik elbiseler.
Süslendiler, içlerine rendelenmiş mis kokulu sabunlarla lavanta tohumları, önce pelur kağıtlara, 
sonra tüllere sarılıp dolap içlerine, kışlık giysilerin ceplerine saklandılar.





 Cep demişken,
Bir zamanlar örülüp işlenmeyi bekleyen hırka, 
iğne ipliği elime almayı hiiiç canım istemediğinden ( tembelliğimin yeni kılıfı),
tığ işi iki cebe kavuşup gelecek kışı beklemeye başladı.





Sonra,
Eski komşum, eskimeyen dostum Banu geldi Kayseri'den. 
O da başka bir alem! :))
Başka başka şehirlere taşınır ama hep gelir bulur beni sağ olsun.
Biz yine usanmadan, çocukların küçüklüğünü, sabahları kahve sefalarımızı, arabaya doluşup
 çoluk çombalak yollara düştüğümüz, bol kahkahalı gezilerimizi konuşup durduk.
Aylak Madam, Piraye Cafe'nin bahçesindeki ağaçlar, yoruldu bizi dinlemekten.


Şimdi, baharın bu son cumasında,
Ayrancı Antika pazarında görüp bayıldığım, şimdilik bizim eve transfer olan bu çalgıcı palyaçolarla size " müzikli, neşeli, gönlünüzce bir hafta sonu" dileyeyim.
Sevgimle.

27 Ekim 2014 Pazartesi

Selma'nın Çilek Lifleri



Sevgili Selma Tozan'nın harika anlatımı ile
hemen herkesin örebileceği   çilek lifleri  geçtiğimiz haftalarda ördüm. 



 Görür görmez sevdiğim bir model bu :)
Çok da çabuk ilerliyor.



Yapraklar lifi örmekten daha zor bana göre. 
Bir iki de hediye örünce bende ufaktan malzemeden çalmaya başladım.


Sonuç olarak küçük yapraklı çileklerim oldu görüldüğü üzre.

Ne demişler; Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.
Hangi ata söylemişse iyi söylemiş. Benim kafadanmış yada bana benzer birini tanımış ;)






Pembe tamamda, mavi çilek ne ola ? dediğinizi duymadım sanmayın.
Duydum. 

Duydum da siz de doğada mavi çileklerin eksikliğini hissetmiyor musunuz sahiden ? 

( İşte, minareyi çaldım, kılıfı da hazırmış dünden   :))


Önce açıklamaya bakın, sonra da evinizi bir kurcalayın. 
Belki bir yerlerde sizinde yumruk kadar lif ipiniz kalmıştır.

Belki içinizden biri benden farklı olarak doğada mor yada beyaz yada başka bir renk çilekğin eksikliğini his ediyordur.

Ne bileyim ?
 :))

*****


6 Aralık 2013 Cuma

Hediyelik Eşya Fuarı


 Ravelry- Crochet grubundan bir arkadaş, paspasın bu halini görünce adını "Suşi Paspas" taktı.
Bana da sevimli geldi.
Biliyor musunuz, her kadının içinde annesi olurmuş ve ne zaman ortaya çıkacağı bilinmezmiş!
Benimki ortada.Paspas örüyorum baksanıza. Bir de tığ işi patik başladım.
Ben tamamım. Hadi bakalım sıra sizin :)


Her yıl belli zamanlarda düzenlenen " Ülkeler El Sanatları...Fuarı" bu sene AKM de değil de ATO da.
İki ara, bir derede gittik. Koleksiyon için yüksükler alırım diye düşünmüştüm, artı bir dolu şey alıp çıkmışım.
Bu defa daha pahalı ve daha sakindi. 
Stant ve ülke sayısı çoktu ama ben artık neyi, kimde bulacağımı biliyorum.
Sadece Afrika ve Asya ülkelerinin katıldığı bu fuarlar farklı hediye seçenekleriyle eğlenceli oluyor.
Yöresel yiyecekler bölümü de var. Müthiş iştah açıcı.
Çeşit çeşit peynirler, ekşi mayalı ekmekler benim favorim.



  Sadece Çin standında yüksükler vardı. Bu pandalıyı kapıp eve getirdim.
Ankara da olup da bana "yüksüklerinizi nerelerden alıyorsunuz?" diye soranların dikkatine. 


Koleksiyonda son durum budur arkadaşlar.


Sayıları 250 den fazla ama tam olarak bilmiyorum.





"Meleğim Olur musun" için son günlerde bazı  arkadaşlarla bu vaziyetteyiz :)
Dikiyor, örüyor, birleştiriyoruz.

 (Sondaki mavi şapkalıyla hiçbir benzerliğim yok, herkes çalışırken kahve höpürdeten kimdir katiyyen  bilmiyorum?)


İşte böyleyken, böyle...

Yatma vaktinde yüzünüzde bir tebessümle gidin yatağınıza diye paylaştım bunu.
Bir dahi sefere size Güpgüp le "iyi geceler" deriz artık.

İyi Geceler.