5 Nisan 2021 Pazartesi

Mutluluğun göz kırptığı bir an vardır ; )

 


Geçen ay Lösev'in instagram paylaşımında bu küçük meleğin  fotoğrafına baktığımda tanıdık bir şey gördüm. Orada, tam da kucaktaki bebeğin ayağının altında.

Yeni yıl etkinliğinde sevgili Tuncay'ın gönderdiği, benim de tek tek paketleyip, her birinin içlerine yine sizlerden gelen yılbaşı kartpostallarını koyduğum pijama takımlarından üzerinde sevimli kirpil olanı :)





Biliyorsunuz yıllardır Serçev de sp'li çocuklarımızın hediyelerini ellerimle dağıtır, kime neyi vereceğimi bilirim.
Huzurevlerinde de öyledir. O gözlere baktığınızda kendiliğinden sahibine ayrılır getirdikleriniz. Lakin Lösev öyle değil. Tedavisi süren çocuklarımızı göremez, görseniz fotoğrafını çekemezsiniz. Evet, çekip paylaştıklarım olmuştur. Onlar da kontroller için gelen, hediye ötürdüğümde orada tesadüfen bulunan ve ailesinden izin aldıklarımdır. Öyle olunca  hediyelerimizi götürüp görevlilere  teslim eder, serin bir iç huzuru ile döneriz.

Bir de lösemili çocuklarımızın evlerine gönderilen koliler hazırlanır Lösev de.
Zaman zaman o kolilerin hazırlanmasına yardıma gitmişimdir. Ankara merkezli koliler tüm ülkeye gönderilir. İşte bu kolide öyle bir faaliyet sonrası küçük kızımıza gönderilen.

Bana gönderilen ya da benim hazırladığım her hediyenin yerine ulaştığından her ne kadar emin olsam da, yine bir kampanyanın hazırlığı sürerken bu fotoğrafa rastlamak bugün kalbimi pembeye boyadı ve bu tatlı tesadüfü sizinle de paylaşmak istedim.

Bu arada Ankara'ya yağmur, sayenizde çocuklarımıza 23 Nisan hediyeleri yağıyor.
Çok mutluyum, çok!






1 Nisan 2021 Perşembe

Kahve Zamanı - Ziver



Önce el değiştirip sonra kapanan Ankara meyhanelerinden biri "Ziver".
Gündüzleri gizli bahçesinde kahve içtiğim, bazen 70'lerin pop parçalarının, bazen Müzeyyen Senar'ın sesinden şarkıların çalındığı, duvarlarını siyah beyaz eski Ankara fotoğraflarının süslediği mekan. 

Ziver'in  bayan mutfak şefi arkadaşımdı. Muhasebeci olarak yıllarca çalışıp emekli olduktan sonra hobisini yeni işi yapan cesur kadınlardan biri. Şimdilerde kıtalar arası gezen büyük gemilerden birinde master şef  ve akranlarının torun tosun baktığı 60'lı yaşlarını neşeyle sürmekte. Sevdiğim insanların genelde sıra dışı hayatlara sahip olmaları ya da  büyük kararlar verebilmeleri, zaman zaman pek sıradan bulduğum hayatımın bastırılmış isyanının tezahürü olsa gerek.

Gündüzleri gizli bahçesinde kahve içtiğim bu yer şuracıkta dursun. 
Çünkü unutuyor insan. Dostları değilse de, birlikte oturup kalktığınız yerleri, dinlediğiniz şarkıları ve siyah beyaz fotoğraflardaki Ankara'yı.







30 Mart 2021 Salı

Nisan : Bendeki karşılığı BAYRAM :)



 Aylardan Nisan : Bana BAYRAM :)

Bu yıl epey bir nazlanarak gelen İlkbahar, bahçelere, kırlara, kurda, kuşa ve de bilumum  bahar sevenlere zaten bayram. O cepte.  Bu ay bir de 23 Nisan Bayramımız var değil mi?

Yeni bir yılın ilk günlerinin kapımıza bıraktığı umut daha dün gibiyken, yapılacaklar listemizdeki satırların henüz dörtte birinin yanına "tik" atılmamışken geçti günler.

Bakın ben yine buradan size çağrı yaparken buldum kendimi.


23 Nisan'ı kutlamaya ne kaldı şunun şurasında.
Ben yine Lösemili çocuklarımız için sizlerle birlikte hediyeler hazırlamak istiyorum.
Galiba hep de isteyeceğim. Bu konudaki istikrarımı keşke her işimde sürdürsem diyorum samimiyetle.
20 Nisan'a kadar bana gönderebileceğiniz, bir çocuğu mutlu edecek ne varsa sevinçle kabulümüz.
Yine de boya kalemleri, resim defterleri, oyuncaklar ilk tercihimiz.
Hele bir de içine elinizden çıkmış, kutlama ve iyi dileklerle dolu kartpostalları eklerseniz gerçekten çok mutlu oluruz. Hatta evde kim varsa bir akşam toplanın masa başına. En komik, en uzun, en neşeli kim yazacak bakalım? deyin! Al sana eğlence :)


Olmadı, sadece sosyal medya hesaplarınızda bu çağrımı duyurun.
Bakarsınız bir kişi daha katılır aramıza sayenizde. Dolaylı ve habersiz bir mutluluğunuz olur.
Biz yıllardır böyle minicik bebek adımları ile yol aldık.

Her yıl özel zamanlarda ortalama 500'er hediye paketi hazırlayıp dağıttık çocuklarımıza, yaşlılarımıza, hastalarımıza. Binlerce, binlerce olmuş yıllar içinde :)
 Tevazu yok, şirket gibi, dernek gibi çalışmışız hep birlikte. 
Şimdilerde serebral palsili çocuklarımızla bir araya gelemiyoruz. Malum huzurevlerimize, hastanelerimize de gidemiyoruz. O yüzden geçen yıl başında olduğu gibi hediyelerimizi lösemili çocuklarımızın vakfına, Lösev'e  götürüp teslim ediyoruz sadece. Oysa nasıl özledim o ışıltılı gözlerdeki sevinci görmeyi. Ben o pırıl pırıl tebessümlerin uğuruna inanıyor, sevgilerinin kırk derde deva olduğunu biliyorum.




Sahi;

Bir çocuğun kalbini sevinçle doldurmaktan daha güzel ne olabilir gerçekten ?

Adresimi de biliyorsunuz artık.
Aklınıza takılanlar için de bu var ;    tlnbozkoyunlu66@gmail.com 
 
Bu sevinci benimle birlikte yaşamak isteyen herkese şimdiden binlerce teşekkür.

  


24 Mart 2021 Çarşamba

Gizli Bahçe

 



Kitabı bir arkadaşımın kitaplığında görüp aldım.
Bir çırpıda da okuyup bitirdim. Bunun ne güzel filmi olur diye düşünürken baktım 2020 de çekilmiş bile :)

Beyaz perdeye uyarlanmış daha önce okuduğum her kitapta olduğu gibi ben kitabı daha çok beğendim ama filmdeki ışık, renk ve bahçenin güzelliği şu soğuk günlerde kalbimi ısıttı.


Çok uzun zamandır çocuk kitabı okumuyordum.
En son Milli Kütüphane de bir çocuk kitabı seslendirdiğimde mecburen okumuş da olduğum Behiç Ak'ın " Posta ile Gelen Deniz Kabuğu" idi.

 Kendimi o naif dünyadan bu kadar uzak tuttuğum için üzüldüm kitap bittiğinde.



Geçen hafta Gizli Bahçe'yi bir solukta okudum, sonra izledim, hatta yetmedi işledim :)







Gördüğünüz gibi Bahar Gizli Bahçe'ye geldi, erken açan toy ağaç dallarına, hatta elim işlediğim yastık  yüzüne de geldi. Lakin şu satırları yazdığım gün kar altındaki Başkent'e gelmedi. Geçenlerde şöyle bir "ce!"deyip kaçtı gitti sadece.





Sahi, sizin oralarda hava nasıl, mevsimlerden nedir?





21 Mart 2021 Pazar

898

 





Bu blog da bir sayfa açıp 898 kere bir şeyler anlatmışım.
 Kim okur, ne düşünür, beğenir, beğenmez pek de umursamamışım. Aslında zaman zaman kendime
 " boş ver " demişim de, bazen akıllı-uslu görünmeye pek bir gayret etmişim :)
Mutlak bahsetmişimdir daha evvel.
Ben uzun yıllar blog yazan değil okuyanıydım :)
Okudum, blog dünyasında sörf yapıp, inanılmaz marifetli insanların harika işlere özenip çok şey öğrendim. Sonra bir forumdaki ( Altın Örgü ) Antalya Huzurevi'ne  yardım çağrısından haberdar olup katıldım aralarına.
Birden, aynı işleri yapmaktan zevk alan pek çok arkadaşım oluverdi. Bugün bile bu sayfaları takip eden, beni çok önceden tanıyan, gerçekten gönlümde yeri olan güzel insanlar var o günlerden.
Yıllarca o forumun bir köşesinde  "Bir Tatlı Huzur" başlığı altında yazılar yazdım. Kimi gün bir şiirle, kimi gün bir fotoğrafla  hayatın gülen yüzünü göstermeye, aslında görmeye çalıştım.
Bir çok yardım etkinliği düzenledim sonra. Hasta çocukların, yalnız kalmış yaşlıların, yardım bekleyen okulların adresleri eklendi defterlerimize.
Dünyanın uzak köşelerinden güzel kalpli  arkadaşlar koli  koli  insanlık gönderdiler.
Benim küçücük adımlarıma koşarak katılanlar, benimle paket taşıyıp, yollara düşenler oldu. Onlar ki, bugün de yanımda, benimle hiç yüksünmeden yürüyorlar.
Zamanla kalbimizden değilse de forumdan ayrı düşen arkadaşlarımın bu yardım etkinliklerinde bizimle olma isteği, önerisi ve ısrarı ile Bulut Gölgesi'nin ilk sayfasını açtım.
Sonra anlatmaya başladım.
Anlattıkça samimiyetin ve sevginin satırlardan dahi hedefindekilere ulaşabildiğini gördüm.
Kelimelerin ve içtenliğin gücüne şaşkın, bakakaldım.
İnanmadığım hiç bir fikri, hissetmediğim tek bir duyguyu paylaşmadım. 
Aslında yazmadım, sizinle konuştum ben.
Ve bugün, beni bunca zaman dinlediğiniz için size teşekkür etmek istedim.
Her kimsen, nerede ve ne yapıyorsan...Bu satırlar senin için.
Maden ki geldin ,madem ki buradasın...Çok teşekkür ederim.
Yine gel olur mu?
Gitmeden çiçeklerden birini almayı unutma !
Birini seç ve kendine hediye et.
Şairin de dediği gibi;
"Hayat bize sunulmuş bir armağandan başka nedir ki ? "

Sevgimle.


              ***

Bu satırları yıllar önce 500. yazımı paylaşırken yazmışım. Evet, bir zamanlar çok yazanlar listesindeymişim :)) Çünkü yıl 2012 imiş. 
Anlayacağınız eskiden buralar hep dutluktu .

Blog bir anlamda kişisel arşiv de olunca, bugün bir görsel ararken rastladım 500.yayına. Aradığımı bulamadım ama 1000. yazımı yazmayı beklemeden bu karlı, güneşli, rüzgarlı velhasılı şaşırtan Ankara gününde sayıyı güncelleyerek bir anma yapmak geldi içimden. Kısmet olursa 1000. Yayında da yazarım bir teşekkür. Hayata, kendime ve size.
Olmaz mı?

 ***bu arada görsel benim değil "Çiçek Bahçesi" yazdım ve bunu seçtim.