biraz da elişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biraz da elişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2018 Pazartesi

Öykülü Fularlar ile 2018'e Veda


Biliyor musunuz, bir markam var benim.
"Öykülü Fular "
İplerle, tığlarla oynayıp, tarih dinlerken öyle kendiliğinden ortaya çıktı.

Şimdiye değin bir çok kişiye ulaştı. Hem de henüz hiç bir mecrada paylaşmamışken.




Turkuaz; Halikarnassos


Kiminin öyküsü adında.
Kiminin ki henüz yazılmadı. 
Sahibinin boynuna sarıldığında, birlikte yaşayacaklarında gizli.


Perge



Allanoi


Troya


Gordion


Aspenos




Assos


Karlis Kali







Ve diğerleri :)















Bazen gözbebeğinizle içtiğiniz bir bardak çayda, ikiye böldüğünüz bir dilim pastada mutluluk.
Sizce de öyle değil mi dostlarım ?

Fularlarıma gelince, dediğim gibi hiçbir sosyal medya hesabımda yoklar.
Uzunca bir süre de olmayacaklar.

Eğer siz öykünüzü yazacağınız bir fulara sahip olmak isterseniz,
bana e-posta adresimden ulaşabilirsiniz.

tlnbozkoyunlu66@gmail.com

Hayat size iyi davransın.

Her biriniz mutlu öykülerin baş kahramanı olun :)

Sevgimle 



12 Kasım 2018 Pazartesi

Bir Kapının Önündeyim, Girsem Suç,Gitsem Ayaz *








Bazen kumaşlarla oyun oynamak istiyor insanın canı.
Sonra elde kalanla, akıldan geçen birleşip  bazen bir "kapı tutucusu" oluyor.

Sizin gönlünüzün açık kapılarından iyilik, güzellik ve dostluk dolsun.
Huzurlu bir hafta olsun.



*********



Bir Kapının Önündeyim,
Girsem Suç,Gitsem Ayaz.

                                      Şükrü Erbaş








6 Şubat 2018 Salı

Sandık Kokulu İşler





Benim evimde sandık yok doğrusu ama çocukken sandık karıştırmayı çok severdim.
Bu  90-100 yıllık el tezgahında dokunulmuş Şilebezi kumaş hatırladığım kadarı ile önce anaannemin , sonrasında annemin sandığında çook uzun zaman ikamet etti. Geçenlerde Efe oyalı fularlardan birinde bu kumaşı kullanayım. Böylece boynumda, göğsümün üstünde taşıyayım istedim.
Daha bitmedi, yani bir ucu bitti diğeri iğneli dikilmesi incik boncukları takılmadı. Olsun, tam bitsin yine paylaşırım ya da üzerimde kullanırken görürsünüz.


Allı pullu denemeler.


Bittiğinde böyle oluyor, güzel oluyor.


******



Bu derinlikli tepside kullandığım kanaviçe Orta Okul da şu benim çok sevdiğim " elişi" dersinde işlediğim duvar panosunun yarısı. Kenarlarındaki danteller hem sandık kokulu hem sandık lekeli.
Eskiden olsa, hem böyle farklı farklı parçaları bir arada kullanmam, hem de ne yapar eder lekelerini çıkartıp, köpük gibi ağartırdım. Yeniden değerlendirme işlerini çok seviyorum ve  ben de böyle evrilip duruyorum dostlar.



******



Paylaşayım da, rahatlayayım dediğim fotoğraflardan.
Pazar arabasına eski kot pantolonlardan elbise diken ben, banyoya bunları öremez miyim?



**********

Okuyor, daha önce niye okumadığımı anlıyorum.



*******



Herkese keyifli, sağlıklı, güneşli bir hafta diliyorum.



5 Kasım 2017 Pazar

Bebek Hırkası



Ortaokul yıllarında böyle kızılderili esintili (!) bir kazağım ardı.
Neredeyse diğer tüm kazaklarım gibi onu da annem örmüştü. 
Çok severek giymiştim o pembe kazağı.

Öyle bilinen yakadan başlama bir hırka örecektim göya.
Hatta uslu uslu robaya kadar da örmüştüm bile.
Sonra upuzun bir yoldan, bir dolu hatıra,  pembe kazağımı da kollarından tutup getiriverdiler gözlerimin önüne.

Bu hırkanın onu hatırlatan iki yanı var. Biri üst kısmının haroşa örülmüş olması,
diğeri elbette saçakları.
İyisi mi, bir dahaki sefere birebir aynısı bir kazak öreyim ben. 
Olmuyor böyle "tut" diyen anının kuyruğu olmak canım!





Bir sahibi çıkana kadar, elime geçtikçe bana güzel günleri hatırlatmaya devam edecek.

Anne elinden giyinen, bayramlara sevinen, okul dışında rast geldiği öğretmenlerine yüz metreden başı ile selam çakan ne güzel çocuklardık.

Kasım ile gelen bu yeni mevsim güzelliklere açılan bir kış olsun.
Kimseler soğuktan üşümesin, aç açıkta kalmasın, karnı da kalbi de doysun inşallah.
Amin





30 Ekim 2017 Pazartesi

Tığ İşi Battaniye

Tığ işi, bana çocuk yaşımda ellerimin  sadece peşinde koştuğum topları tutmanın, 
komşu arsadaki bodur nar ağacının dallarına asılmanın, 
çamurdan köfteler yapmanın ötesinde bir şey için kullanabileceğimi öğreten ilk iştir.

Galiba bu sebepten de en sevdiğim, bana en kolay gelen iştir.
Bir parça ip ve küçük bir metal parçası ile insanın bunu yapabiliyor olması da hep şaşırtır :)



Böyle bir girizgahtan sonra size tül zarafetinde döküm döküm danteller göstermem gerek belki ama... 
Benim ki sadece yumruk kadar yumaklarla örülmüş, 
örerken hayaller kurdurmuş, "büyükanne işi" bir battaniye.


Örüp örüp doyamadıklarımdan olsa gerek, böyle iki battaniyelik motiflerim oldu zaman içinde.
Bu yüzden epeyce büyük tuttum ebatlarını. 
Sahibi bayıldı görünce. "Bu beni örter bile !" dedi sevinçle.
Örtsün, dedim. İşten eve geldiğinde, hani küçük bir molada, al kahveni kitabını eline, kurul en sevdiğin köşeye, çek üzerine benim sevgimi. Bak nasıl sımsıcak olacak için, dışın.
Sevgi bu, her derde deva :)


Böyle içimden, elimden gelenleri, geleneksel hediyelerin yanı sıra vermekten çok mutlu oluyorum.
Battaniye böylece paketlenip, düğün için gittiğim İstanbul yolculuğunda bana eşlik etti.

Beğenildi, sevildi, elden ele gezdi.
İyi ki örmüşüm dedim.

Sağlıklı, huzurlu, bereketli bir hafta diliyorum herkese.
Battaniyem gibi rengarenk ve neşeli olsun her gününüz inşallah!

*****

* Kiremit hanem, can parem. Sana verdiğim söz üzerine bugün işi gücü bıraktım, post hazırladım.
Hep söz versem, hep paylaşsam ve de böylece gecikmiş yazılar yazarı olmaktan çıkıversem. Ne iyi olur değil mi?. 




16 Temmuz 2017 Pazar

Heidi Elbiseleri 2

Baslamadan;
bayramin hemen öncesinden beri Küçük Ev deyim. Internet erisimim yok. Lakin misafirim, denizim, rüzgarim cok bir yaz geçiriyorum.
Kavusmalar, ayriliklar, geziler, küçük mutluluklar, zor geçen kisin tortusunu içimizden atma çabasi günlerimizi dolduruyor. Sahildeki kafe den size ulasmak icin bir firsat buldum ama sayfalarinizi acamiyorum. Çoktan beri göremedigim, kapisini calamadigim icin vicdan azabi ceken komsunuz gibiyim.
Henüz buraya gelmeden hazirladigim paylasimlarimi okurken bunu bilmenizi istedim.
Bakmayin kusuruma. Yine gelin, hep gelin olur mu?
Söz,  telafi edicem ;))

                                            *~*~*~*~**~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*

Izniniz olursa simdi sizi böyle alayim :


Bir ayıcıkla, 



bir de kızgın kuşla bakalım kendisine. Kıskançlıktan öyle bakıyor bence :)



Yine sevimli aslanlar ve örgü robadan ibaret bir küçük elbise



ve diğerleri.....


Pembeler, turuncular, çiçek bahçesi etekler :) 


Elma elma düğmeler.

( Ne güzel masallar yazar Nurdan'ım bunlara )


Bitti mi? Bitmedi fakat bu yazı çok uzadı.
Kalanı bir sonraki buluşmamızda olsun.


Bu arada;




"Tanıştırayım, adı  Laila.
80 lerin başında, uzaklardan gelmiş.
Kendisi ömrünün son 28 yılını benimle geçirdi.İyidir,hoştur da laf aramızda biraz inatçıdır.
Bu yüzden arada birbirimize kızsak da, genelde iyi anlaşırız.
Öyle ki kaç defa işinden istifa etmeye, bırakıp gitmeye kalktı sayısını unuttum.
 Her defasında ne yapıp ettim, bu ayrılığa izin vermedim.
Parçaysa parça. Bulunmadı mı, kaynak. Yok o da mı kırıldı, çıkma. Olmadı, çakma...
Birlikteliğimiz böylece sürüp gidiyor.
Hele son zamanlarda pek bir samimi olduk. Bir nazarlık mı taksam ne ?"

Diye anlatmışım size sevgili arkadaşımı.

Son günlerde yine pek sıkı fıkıyız.
 Lakin, ona methiye düzecek halim kalmadığından, kendisinin de buralardan gelip geçmişliği varken,
buldum getirdim eski yazıyı.

Siz de eşyalarınızla duygusal bağlar kuranlardan mısınız benim gibi ?
İsim verir misiniz çantaya, ayakkabıya
Bak merak ettim şimdi :))