Çanakkaleyi, Geliboluyu anlatmaya benim aklım da, yüreğim de yetmez, biliyorum.
Zaten bu ilk Çanakkale yazım da değil buraya yazmaya çalıştığım.
Daha önceki yıllarda paylaşmaya çalışmıştım, vardır bir yerlerde.
Bu defa fotoğraf altlarına kısacık cümlelerle sizi yanımda oralara götürmüş olayım. Ne dersiniz?
Denizin yaramaz, neşeli çocukları martılar eşliğinde geçtik Eceabat'a.
Hava güzel, günlerden de Pazar olunca müthiş bir kalabalık içinde oradan oraya sürüklendik sonra.
Şehitler Abidesi.
Seyit Onbaşı.
Sayısız şehitlik gezdik.
Anıtlar, kitabeler, nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz.
Dünyanın en uzun duvar rölyeflerinden biri.
E, destan uzun olunca duvarlar yetmez bu ulusa.
Kemal Yeri'nden Tuz Gölü
Türkiye Cumhuriyeti'nin mimarı.
Conk Bayırı
Bu defa ilk gittiğim kadar çok ağlamadım.
Dua ettim, şükrettim ve kalabalıklardan kaçmanın yollarını aradım gezi boyunca.
Hala Gelibolu'yu ziyaret etmeyeniniz varsa, yapacakları listesinin en üst sırasına yazsın lütfen.
Yıllar önce rehberimiz
- Bundan sonra ki hayatınızda, Gelibolu dan önce- Gelibolu dan sonra..
diye bir ayrım olacak. Demişti.
Haklıymış!













