7 Aralık 2010 Salı

Öyle Bir Geçer Zaman Ki


Kimlerin ellerinin sıcaklığı var üzerlerinde bilmiyorum.
Kimler dizildi işlemeli sininin etrafına?
Kömürlü ütü gezinirken beyefendinin pantolonu üzerinde hangi hanımın yanaklarını alladı?
Onu da bilmiyorum.
Sadece içimi ısıttıklarını biliyorum ben.
Kış günü buharı tüten bir bardak çay gibi.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Ve, Dahası

Tam ortada duran var ya...
Hani babamın 60 yıllık sigara tabakasının önünde.
Hani hem çaydanlık,hem çinili,hem nazar boncuklu,hem laleli de ,
üstelik üzerindeTurkey yazan..
İşte o en son katılan sıraya.

St Petersburg şehrinin iki farklı kabartma amblemi var üzerinde bu dikiş yüksüğünün.

Al yanak Matruşka olan tahtadan elbette.

Porselenin üzerindeki Nefertiti (güzelden gelen) mi acaba?

Siyah mineli olan metal üzerine işlenmiş.
Hemen yanındaki güzelliğini sadeliğinden ve anılardan alana ise
paha biçilmez benim gönlümde.

3 Aralık 2010 Cuma

Dikiş Yüksükleri


Yükte hafif,pahada hafif benim biriktirdiklerim.
Rusya dan,Mısır dan ve aileden...Şimdilik.
Dahası var.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Bu gece

Şipşirin bir hediye sevenden,
sapları kısa diye kıyamadıklarım,
patikleride olsun dediğim,
eskimeye yüz tutan saç tokam..
Sizler için arz-ı endam eylediler .

Aslında aklımda dikiş yüksüklerimin resmi geçidi vardı ya;
Fotoğraflarına baktım,beğenmedim.
Sonra bu küçük kareler gülümsedi dosyadan.
Bu sayfalarda yer alsınlar istedim.