Nihayet bugün Dilek'i söz verdiğim üzere Eski Ankara turuna çıkardım.
Önce Ulus un henüz karları erimemiş arka sokaklarında yürüdük
Duvarlarındaki çatlaklarında sayısız hikayeleri gizleyen kimlikli evlerine,
mahsun bahçelerine baktık yollar boyu.
Sonra İtfaiye Meydanındaki müzik evine (!) uğradık.
Duvarlara dikkat!
Sahi sizin içinde duvar halısı olan bir anınız var mı?
Benim var.
Hem öyle bir anım,hem eski bir duvar halım.
Güzergahta ikinci durak;
Elbette Pirinç Han.
Tek tek dolaştık güzelim dükkanlarını.
Bu arada Baykuşlarvediğerleri Koleksiyon Evini,Antikacılar Çarşısını da gezdik
Gramafon Cafe deki uzun moladan sonra , ver elini Kale.
Her geçen gün biraz daha güzelleşen bu semti Ankara ya ilk geldiğimde,o salaş hali ile bile çok sevmiştim.
Yıllar içindeki sayısız uğramalarımda değişimin güzel,temiz yüzünü görüp sevindim.
Yurt dışından,başka illerden gelen misafirlerimi zevkle gezdirdiğim tek yerdir Ankara da diyebilirim.
Bu arada;
Eğer yolunuz düşerse,sizi de beklerim.
Bir kez de sizinle dolaşırım arnavut kaldırımlı sokaklarını bu tarihi semtin.
Sizinle de dinlerim gramafondaki taş plakdan Müzeyyen Senar ın eşsiz yorumu ile
''Yine O Menekşe Gözler Aralı'' yı.
Olmaz mı?