15 Nisan 2012 Pazar

Arkası Yarın.Demiştim ya...


Sabır ve zarafet örneği iğne oyalı ipek mendiller 


 ve köşeleri armalı pamuklu olanlar.








Bunlar da yine  ipek erkek mendilleri.
Sanıyorum yine nişan, söz bohçasından.


Yine işlemeler.



Renk renk danteller.







 Eskiden pikniklere bile taşınan gramafon artık yok ama iğneleri duruyor.
Singeri in dikiş malzemeleri,eski bir tığ,çakmakve cep saati de.
On yıllarca kullanılan dikiş yüksüğü delinmiş ama saklanmış dip bucak.
Atılmaya kıyılamamış.Tülin'i beklemiş :)
Şimdi benim koleksiyornumda bir küçük hazine .


 1960 Yılında Nurettin Amca'nın elinde Almanya ya gitmiş bu valiz.
Çok durmamış,dönmüş sahibi ile birlikte.


Yanında bu deri valizle birlikte.
İşte 52 yıl önce iki ülke arasındaki farkı gösterir belge.
Bugünü düşündüğümde;
Ülke olarak ne çok yol kat etmişiz.




12 Nisan 2012 Perşembe

Her Ev Bir Ömür

Bu defa uzun bir yazı,bolca fotoğraf olacak galiba.
Bu el işlerinin yaratıcısı da uzun bir ömrün,sınırsız bir sabrın sahibi çünkü.
İrademi zorlamasam günler sürecek yazı dizisi hazırlardım Rüveyde Teyzemin evinden.
Yeni evini yerleştirirken Çalıkuşu nun gazabından sakınarak çektiğim fotoğraflar 
bir türlü anlatamıyor nakışların inceliğini,zerafetini,renklerin güzellikleri.

Kumaşların,iplerin adını bilemiyorum .
Bugün kullanılanlardan çok farklı malzemeler.
Alttaki kumaş bildiğimiz organze tül gibi bir şey nereyse.
Benim çıplak gözle göremediğim iplikleri sayılarak işlenmiş.Yanımızda olsa sorucam,ama...
Evini sürpriz yapmak için onun haberi yokken taşıdık 
(anlatması uzun bir şey ama onun çok mutlu olduğunu söyleyebilirim)



 Tarihe dikkat lütfen;





 Mutfak takımı..

11 Yaşın telaşı ile koşup girdiğimiz evin mutfağında bu perdeler saklardı güneşi.
Biz Demiryolu Çocukları.
Masada un kurabiyesi,havada naftalin kokusu,salondaki pencere önünde devasa kauçuk çiçeği vardı.
:(


Marka bildik,kutu orijinal ve sanırım bu tahta makaralar benden yaşça büyük   ; =)




 Bu parça dikiş ipliği kalınlığında bir ip kullanılarak örülmüş.
Kuş kanadı hafifliğinde bir şey.






Bunlara baktıkça sarma ve sap işi tekniği ile bir şeyler işleyesim geliyor benim.
Dahasını bilmiyorum zaten :)


 Söylememe gerek var mı bilmem?
Her bir parça elde yapılmış.














 Bu cam kaseler Rüveyde Teyzemin çeyizinden.
65 yıl öncesinden  falan olmalı.Belki 70  ?

Sıkı durun!
Bu kolonya şişelerinin içindeki kolonyalar satın alındıkları zamandan kalma.
Hadi söyleyin bakalım.Hanginizin söz,nişan malzemeleri duruyor?
Şişeler neyse de,içindekilerin o yıllardan kalma olduğunu ben bile bilmiyordum.
O zamanlar söz ve nişan bohçalarına kolonya konulduğunu da.


 Beş Çiçek ve Yasemin değil mi?
Ben Altın Damla ya yetiştim.
Sahi hatırladıım, bir de Paris Geceleri vardı.

Çeyiz sandığını da görelim,tam olsun.
Bu ceviz sandık ağbisi tarafından çivisiz geçme tekniği ile yapılmış Rüveyde Teyze ye.
Ön tarafındaki küçük dairesel oyuntu camla kaplanmış.
İçinde minicik bir işleme.
RG.
Kardeş olmak daha çok anlam ve emek içeriyormuş galiba eskilerde.



Bitmedi,bitecek gibi de değil.
Arkası yarın olsun o zaman.
Bu arada siz tekrar dönüp bakın isterseniz bu güzel hanımın anılarına.
O şimdi burnunun ucunda gözlükleri,elinde bir iş ,
yaptıklarını çok da önemsemeyen hali ile 84 yaşında üretip duruyor nasılsa.



10 Nisan 2012 Salı

Merhaba

Hayat dediğimiz vedalar ve kavuşmalardan ibaret sanki.
Hoşçakal-Merhaba arası yaşanan ne çok şey var aslında.
Sevdiceğim Çalıkuşu'mun bana ihtiyacı olduğunu düşünüp düştüm yollara.
Nur Sultan'a da uğradım.
Anlattım bir bir yokluğunda neler olduğunu,alışmanın zorluğunu ve nasıl acı verdiğini.
Sonra,
O nun sevdiği,sevdiklerinin yaşadığı yere ,Hendek'e gitti ayaklarım.
Baktım,bahar gelivermiş oralara.











Fotoğraflar Bayrak Tepe Mesire alanı ve içindeki müzeden.
Siz neler yaptınız ben yokken?
Keyifler yerinde,afiyettesiniz inşAllah.