10 Temmuz 2013 Çarşamba

Belmek 2013 Yılı Sergisinden





Sergi bu yıl da Zafer Çarşısı'ndaydı.
İşlemeler, kırkyamalar, çiniler, iğne oyaları, seramik çalışmaları..Neler, neler.
Her biri adeta sanat eseri olan bu işlere bakmaya doyamadım.
Nasıl zevkli, nasıl net, temiz işler.
Sizin için de fotoğraflarını çektim.














 Hani "Ömürle sabır" Der eskiler.
İşte öyle!





9 Temmuz 2013 Salı

Hayırlı Ramazanlar


Rahmet ve merhamet yüklü ayın, hepimize hayırlar getirmesini dilerim.
Onu, şanına yakışır şekliyle yaşayıp, feyzinden faydalanırız inşallah.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Güp Güp'ün Battaniyesi


 Cinsiyeti henüz belli değilken babası ona bu adı takmıştı. Güp Güp.
Şakacı kişiliği de, şimdiden belli oldu bu bebeğin.
Kız dedirtip sevindirdi önce, erkek çıkıp şaşırttı herkesi.
İyi de etti :)
Buz mavisi, beyaz karışımı bir iple başlamış örüyordum zaten ben.



Babasının bebekliği dün gibi gözlerimizin önünde,
 ergen şakaları hafızamıza taptazeyken " geliyorum artık, tamamdır" deyiverdi.
Hal böyle olunca tek özelliği yumuşacık olması olan bu battaniyenin de sahibi oldu.




Değişmez konu mankenimiz Alp'in ayıcığı yine.






Sağlıkla, güle oynaya kullanması dileğiyle.






29 Haziran 2013 Cumartesi

Hacı Bayram Demişken



Geçen hafta sonlarından birinde son halini görmediğim Hacı Bayram ve çevresini dolaştık.
Ankara ya ilk geldiğim yıllarda bu semte uğrar,  yılların yorgunu ahşap evlere, camilere bakıp;
 "keşke restore edilseler" derdim.
Fakat restorasyondan kastım, neredeyse yeniden inşaası değildi elbet.
Yazık ki güzelim camii içi ve çevresi sanki yeni yapılmış gibiydi.
Olduğu gibi korunmak üzere bir bakım yapılması başka bir şey herhalde.
Üzüldüm.




Çevre düzenlemesi yapılmış alanda,
serilip taze çimenler üzerine yemek yiyenleri, uyuyanları özellikle görüntülemedim.
Onları sizin hayalinize bırakıyorum.
Şöyle ki, ramazan günleri Eyüp Sultan Hazretlerinin Türbesi etrafında,
kabirlerin üzerinde iftarını yapanları gözünüzün önüne getirin.Onun ufak çaplı bir versiyonu.
Ah yurdum insanı, ah! İyisin, hoşsun da...
Neyse...İşte öyle.

*******



Roma Hamamı;
Bakalım burası ne hale gelecek?
Sonunda Roma Hamamı yerine Fin Hamamı yapıp hizmete açarlarsa şaşmam bu defa.




Kahve molası yine Gramafon Kafe de.
Bir de yağmur bastırmaz mı? Hem de sağanak halinde, hem de sokaklardan sel akıtırcasına.
Dışarıda kar yağarken de çok sevmiştim burayı.
Yağmur da da ayrı güzel.
Pikap da eski şarkılar, elinizde tavşan kanı bir bardak çay, karşınızda bir dost...
Daha ne olsun?


Gönlünüzce bir hafta sonu dileklerimle.






25 Haziran 2013 Salı

Seyahat Yastığı



 Geçen kış Şık Düğme 'de böyle taşıma sapları olan bir yastık görmüştüm. 
Üzerinde "Seyahat Yastığı" yazıyordu.
Benim gibi uzun yolculuklarda uyuyamayan biri için ne denli uygun olur bilmeden dikiverdim bir tane.


İlle de bir atraksiyonu olacak ya, bari cebi olsun. Dedim.
Bir de içi çıksın, kılıfı hemencecik yıkansın diye böyle içli-dışlı yaptım.




 Sonra tavşanım vardı bekleyen, onun dikişlerini geçtim. Kaşı gözü eksik ya,olsun.
O da olur bir gün elbet.
Son zamanlarda bir tembel, bir tembelim ki... Sormayın.
Elim kolum iş tutmuyor.
Bol bol okuyorum, dolap-çekmece düzenleyip bir dolu şey ayırıyorum.
Atılacaklar, verilecekler... Diye.
Anlayacağınız içim dar, dünya dar bana son zamanlarda.




 Neyse ki, arada böyle gülümsetenler de oluyor.
Janina Finlandiya dan bana sevdiği çaylardan yollamış.
Henüz tatmadım ama mis gibi kokuyorlar.


Seyahat, yastık, yolculuk demişken 
Belmek'in yıl sonu sergisinden bu taş bebekleri de sizinle paylaşmak istedim.
Ne güzeller değil mi?
Yastığı alıp koltuğumun altına yollara mı düşsem acaba ?