Ankara da kötü kalpli, kötü niyetli, acımasız birileri yine canımızı yaktı.
Bugün Ankara ağlıyor, yürekler yanıyor, Gökyüzü ağlıyor.
Yıllarca eski evimize gitmek için kullandığımız durak.
O dönem yüzleri tanır, çoğu ile selamlaşırdık.
Bugün bir şekilde yazmak istedim. Ankara başlığındaki yazılarımı taradım.
Kendi çektiğim Ankara resimlerinden uzun bir seçki yaptım.
Benim gözümden, benim ellerimden olsun istedim hepsi.
En başta Güven Park.
Anıtın yanındaki ağaçların önü dün gece patlamanın olduğu nokta.
Söylememe gerek var mı? Çok üzgünüm.
Bu acılar bu şehre yakışmıyor.
Çünkü Ankara umut demek, yeniden, yılmadan, tıpkı bir Anka Kuşu gibi küllerinden
tekrar ve tekrar doğmak demek.
Bir ulusun ateşle imtihanından yekvücut çıkması demek!
Devrimler demek!
Sevgi ile harmanlanmış,
yokluklara, yoksunluklara rağmen yıkılmaz bir irade demek!
Çağdaşlığa ilk adımlar demek!
Ankara'nın gururu, yiğit Seğmenler demek!
Şehrin orta yerinde bir bayram yeri demek, Müjdeci Hacı Bayram-ı Veli demek !
Hemen yanıbaşında Gordion, Roma kalıntıları demek
Harap bir Ankara Evinin küçücük odasından coşku ile taşan mısralar demek.
İstiklal Marşı demek, Mehmet Akif Ersoy demek!
Ankara Kalesi demek!
Ama ille de "O" demek !














