12 Kasım 2016 Cumartesi

Maiasmokk Kohvik - Tallinn de 152 Yıllık Pastane

Haydi gelin bugün kahvelerimizi Maiasmokk Kohvik de içelim birlikte.
Biliyorum biraz uzak, üstelik orada bugün hava bir hayli soğukmuş. Ne yapalım, 
biz de fotoğraflarla yolculuk yapar, kahvenin mis kokusunu içimize çekip, kendimizi zamanda bir yolculuğa çıkarırız.
Baltık Denizi kenarındaki o masal şehrine gidelim mi hep birlikte.


1864

               (int den)

2016

******
Klio'nun Şarkısı'nda Sevgili Sezer öyle güzel anlattı ki Tallinn'i.
Müzelerini, çarşısını, tatlarını ve elbette bu eski kahve evini.
Bana sadece orada geçirdiğim güzel zamanların fotoğraflarını paylaşmak kaldı.


Yeri bu meydanda, Old Town da. 



İşte tam da burası. Kapısında durduğum bu binada.


İki vitrin penceresinin birinin içinde her vagonunda çeşit çeşit bezeler, kurabiyeler, badem ezmeleri taşıyan ve gün boyu çuf çuf edip, aşağı yukarı dolaşan bu tren var.



Diğerinde ise, Maismokk'un hizmete başladığından bu yana kullanılan fincanlardan örnekleri döndürüp duran bu güzel dönmedolap.




Deniliyor ki, turistlerin çoğu müthiş tatları denemenin yanı sıra en çok bu dönmedolap için geliyormuş Maiasmokk'a.




Cam tavan, yer karoları, aynalar, ahşap dolaplar ve içeriyi dolduran müthiş güzel koku insanı alıp başka bir yere taşıyor sanki.Hani neresi olduğunu, nereden bildiğinizi hiç bilemediğiniz,
 hatta bazen rüya yada okuduğunuz kitapların birinden gözünüzde canlandırdığınız bir yere.


Karşı duvarda bir gazetelik var. Böyle duvara asılanı daha önce hiç görmedim.


Aldım, baktım ve çok şık buldum. Kimlerin elleri değdi bunca zamandır, kim bilir?






Odalardan birinde badem ezmelerini birer bibloya hatta masal kahramanlarına dönüştüren
 bayanlar çalışıyor. 
Pastalarını ve kahvesini çok beğendim ama bunlardan alıp tatmadım. Öyle güzeller ki, yemeye kıyamam ben onları.





Bana kalsa daha oturur, daha çok vakit geçirirdim burada. Gençler sıkılmasa.. Neyse, 
yine gelmek, yine buluşmak üzere. diyerek ayrıldım buradan.


Bu arada,
Kalev, Estonların ekşi kremalı çikolataları. 
Benim de dostlarım için alıp getirdiklerim arasında ilk sırada olan bir tat.

Umarım sizin için de güzel bir yolculuk olmuştur Maiasmokk.
Hepinize güzel bir hafta sonu diliyorum.
Ağzınızın tadı hep güzel olsun, güzel kalsın.

1 Kasım 2016 Salı

Kaz Dağlarında 27. Sarıkız Hayrı Şenlikleri

Sarıkız Şenlikleri biteli çok zaman oldu elbette.
Blogların üzerine ölü toprağı serpileli beri, çoğumuz mevsimsiz yazılar paylaşır olduk.
İşte bu yazıda onlardan biri.


Sarıkız Şenlikleri, her yıl Ağustos ayında, Güre de  Sarıkız'ın yaşadığı yer olduğuna inanılan  Kavurmacılar Mevkinde yapılıyor. Ben ilk kez katıldım.
Güre'nin merkezine kadar gidip oradan belediyenin sağladığı araçlarla Kaz Dağları'na çıkarılıyorsunuz.


Sonra mezbelelik bir alanda, traktör römorklarına  dizilmiş kazanlardan dağıtılan keşkek ve şerbet kapma yarışına katılıyorsunuz. Tabii iş bununla bitmiyor. Biter mi?
 Hasbelkader elinize bir kap bir şey aldıysanız ,yer bulup onu yeme şansını yakalamanız gerekiyor.
Çoktan kapışılmış plastik taburelere, yerlere serilmiş kilimlerin ayaklar altındaki küçücük parçasına bakıp iç çekiyorsunuz. Çünkü hava çok sıcak, güneş tepede, ağaç gölgelikleri ise tıklım tıklım.
Kimseden kibarlık, anlayış falan beklemeyin.
Çoluk çombalak tepeyi dolduran ahali patlamaya hazır, pimi çekilmiş bomba gibi çünkü. 



Neyse ki daha yukarıda caminin önündeki koca çınarın altı var.
Hem okunan Kuran-ı Kerim'i dinler, hem biraz soluklanırım diyorsunuz. Yok, o da olmuyor. 
Neredeyse omuz omuza saf tutan bayanların arasına sıkışmaya çalışan densiz bir adam çıka geliyor. Oturmakla kalmıyor, uzanmaya çalışıyor arkadaşınızla aranızdaki bir karış yere.


Bari manzara güzel, diye avunurken etrafa atılan çer çöp gözünüze gözünüze giriyor.




Yeni yeni evler yapılıyor. 
Oh, hiç olmazsa yerel yapıya uygun, taş evler bunlar diye teselli buluyorsunuz.






Güneşin alnında bir saate yakın sıra bekledikten sonra sıkış tepiş otobüslerle Güre ye geri dönüyorsunuz.

Bu yaşadıklarımızın neresi şenlik bilmiyorum arkadaşlar.
Bu yüzden kusuruma bakmayın,size şenlik adına bir şeyler anlatamadım.

*********

Benim şenliğim eve gelince başlıyor. 
Bu iki sarıkız; Zeynep ve Masal her gün benimle evdeler, denizdeler.
Şarkılar, oyunlar, gülüşmeler... Al sana en alasından Sarı Kız Şenlikleri :) Hem de her gün!


Bedende sağlık, evde huzur, bir de yanınızda sevdikleriniz varsa size hep şenlik değil mi zaten.


Geçen yaz Küçük Ev de uzun zaman geçirince kitaplarımın bazılarını kütüphaneden  edindim.

İda'nın Merhameti'ni beğendim. Yazarı oraların insanlarından Doğan Erdem.
İçinde tarihi bilgiler de barındıran, bildiğim yerlerde geçen olayları içeren bir kitap.
 Diğeri Salı Kadınları için, okumayan bir şey kaybetmez diyebilirim.


Şimdilik size, evinizde şenlik ve bol kitaplı günler diliyorum.



Altınoluk çarşısındaki Sarıkız heykeli.