Son günlerde hazır müze geziyorken, Son olarak Etnoğrafya Müzesi'ne gitmişken bir kaç adımla hemen yanındaki rüya yapıya geçelim Resim Heykel Müzesi'ne uğrayalım mı?
Bahçesinde Çallı İbrahim oturur bu müzenin. Elinde paleti, fırçası.
Nasıl yakışır kış güneşi altındaki bu ön bahçeye.
Mermer merdivenlerden çıkarken, kendinizi çok özel hissedersiniz.
Fotoğraflarda soğuk görünüyor bunca taş sütunlar ve zemin ama hiç öyle değil gerçekte.
Tablolardan çıkan sıcacık duygular içini ısıtmaya yetiyor insanın.
Zaman, mekan algınız anında değişiyor..
Niye boş böyle diye üzülüyorsunuz gezip dururken.
Girişi ücretsiz, tıklım tıklım hastanelerin neredeyse içinde bu müze.
Kötü şeyler düşünmek yok! İsteseniz de mümkün değil zaten.
Öyle hızla değişiyor ki duygularınız, en son neydi ? niye idi? bilmek imkansız sanki.
Nuri İyem'in güzel gözlü kadınları takip ederken adımlarımı,
Geleneksel Sanatlar salonundan bir mobilyaya takılıyor gözüm.
Sizce de çok güzel değil mi?
Tek tek anlatabilmek ne haddime.
Gelip gezmeli, gönlünüzü bu güzelliklerle doldurmalısınız.
( Anneme ne çok benziyor... Hayret! )
Her yerde Baharı seviyorum ben :)
Taştan değil sanki .. Nasıl güzel bir sarıp sarmalama böyle.
Final için Bedri Rahmi Eyüboğlu sizce de iyi bir seçim mi acaba?
Güzel bir haftaya açılsın kapılarınız. O kapılardan huzur sevgi ve sanat dolsun ömrünüze.













