2 Haziran 2019 Pazar

İçinden Asi bir nehir (!) geçen şehir Hatay.


Bu fotoğraf bana ait değil.
Şehrin bu panoramik görüntüsünü bir sitede buldum. Tam olarak hafızama yerleşen görüntü olduğundan buraya taşıdım. Evet, ben böyle bir akşam üzeri ışığında hatırlıyorum şimdi Hatay'ı :)

     ***************


Mart ayı idi. Arkadaşıma öneriler sunuyordum. Oraya gidelim, olmaz. Buraya gidelim, gittim...
Sonunda, beni Hatay'a götürürsen gelirim dedi.
İki, üç hafta sonra çok uygun yurt içi uçak biletleri çıktı karşıma. 
Başka bir şey dileseydik keşke diyerek ,hazırlanıp düştük yola.


Gecenin bir vakti indiğimiz hava alanından servis aracılığı ile kalacağımız Antakya Öğretmen Evi ne kolayca gittik. İki günlük gezimiz için önceden hazırladığım programı uygulayıp oldukça verimli zaman geçirdik. Tabii Nalan'ın daha önce Samandağ da geçirdiği bir yıldan edindiği deneyimler, nereden ne alınacağı konusunda çok faydalı oldu.

********


Habib-i Neccar Camisi

"Habib-i Neccar Camisi, Antakya’nın 638 yılında Müslüman Arapların eline geçtiği dönemde inşa edilmiştir. Bugünkü Türkiye sınırları içerisinde inşa edilen ilk cami olduğu kabul edilmektedir. Kurtuluş Caddesinde bulunan cami Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda canını veren bir Antakyalının adını taşımaktadır. Bu olay Kur’an-ı Kerim’de Yasin Suresi’nde geçmektedir.
Rivayete göre, MS 40’lı yıllarda İsa’nın yardımcıları Antakya’ya gelip tanrının tek olduğunu anlatmaya çalıştıklarında onlara inananların başında bir marangoz (neccar) gelir. Neccar Pagan inanışından vazgeçip onlara katılır. Ancak havarilerin yeni vaazları halkı öfkelendirir. Kral da havarileri hapse attırır. Bunun üzerine Antakya’ya yeni bir elçi, Şem’un Safa, gönderilir. Şem’un, mucizeleriyle kralı ikna eder ve arkadaşlarını kurtarır. Halk ise havarilere inanmamakta kararlıdır. Uğursuzluk getirdiklerini düşündükleri için onları taşlayarak öldürmeyi planlamaktadır. Habib-i Neccar öfkeli ahaliyi durdurmaya çalıştığı sırada öldürülür. Rivayet edilir ki kesilen başı, Lübnan Dağı’nın tepesinden, şimdi türbesi ve mezarının bulunduğu yere kadar yuvarlanır.  
Cami, Memlük hükümdarı Baybars zamanında eski bir tapınağın yerine yapılmıştır. Caminin kuzeydoğu köşesinde, yerin 4 metre altında Habib-Neccar’ın ve Şem’un Safa’nın, girişte ise Yuhanna ve Pavlos’un türbeleri bulunmaktadır. Etrafı medrese odaları ile çevrilidir. Cami avlusunda bulunan şadırvan ise 19. yüzyıl eseridir"
Diye anlatılıyor kültür portalında.







*********

Programımın iki güne sığmayan tek konusu yeme içme mekanları idi.
Okuduğum yazılarda yere göğe sığdırılamayan "pöç kebabı" mekanına ait hiç de iyi bir izlenimim yok. Yer bulmak için uzun süre beklenilen bu yerde çalışanlar son derece şımarık, ilgisiz ve ukalalar.


Yer bulabilmenin sevinci bir saat yemeğimizi bekledikten sonra hüsrana dönüştü.


 Bu gerçek. Yani poz falan vermeden çekti Nalan.
 Hani şöyle dur, dese açlıktan parmağımı kıpırdatacak halde değilim.


Baktığım yerde ise bir saattir gelemeyen kebabın fotoğrafı var :)

********


Neyse ki, sabahları öğretmenevi'nin güzelim biberli ekmekleri vardı da, hepsine değdi.

*********


Hatay sokaklarında ipek dokuma satan bir çok küçük mağaza var.





 Hatay da ipek dokuma işi Halepli ermenilerin bıraktığı bir mirasmış.
Ve bir zamanlar yöreye özgü Sarı Koza varmış. Bilmem ki, ben ustanın yalancısıyım.


Şehrin sokakları bakımsız ve düzensiz.


Bu geleneksel mimarideki taş evlerin pek çoğu dökülüyor resmen.
İnsanın içi acıyor :(
Çok mu zor ayağa dikmek, yaşama yeniden katmak bilmem ki?
Oysa her birinden ne güzel butik oteller, müzeler, sergi salonları, kafeler olur.
Bu güzelim evlerin çığlıklarını niye kimse duymuyor?

**********



Hatay Meclis Binası'nın bugünkü haline bloğumda yer vermek istemedim.
Binanın tabelasında bile alt katındaki kafenin ismi yazılmış çünkü.
Üzülmekten daha çok kızdım inanın.
Nasıl bir mantıktır bu anlamak mümkün değil.
Binayı gezmek için mutfak kokuları ile dolu bir kafenin içine girmek zorundasınız.
Çünkü neredeyse tüm binayı kullanıyorlar.
Neyse ki, Hatay'ın kaderinin oylandığı sinema salonu olduğu gibi kalmış.


Koltuklar o gün kullanılanlar. Sadece yeniden cilalanmış.


Mermer üst kat basamaklarını çıkarken
 duvarlarda daha önce ziyaret etmiş ünlülerin fotoğraflarına rastlıyorsunuz.


Hatay; ilk ve tek cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen olan eski ülke yeni şehir aslında.

Ki, Çankaya da yaşadığım yıllarda CumhurbaşkanıTayfur Sökmen'in kızı ile tanışmıştım.

Pembe Köşk de İsmet İnönü'nün kızı Özden Toker hanımefendi ile sohbet ediyorduk.
Ben kendisine o tarihlerde Ankara Atatürk Lisesi'nde öğrenci olan kayınpederimin yaz tatilinde Anıt Kabir'in inşaatında 15 gün çalıştığını, bütün öğrencilerin bu göreve gururla, sevinçle gönüllü olduklarını anlatıyordum. Bunu bilmediğini söylemiş, hemen asistanına notlar aldırmıştı. Bu arada kapı çaldı ve  80 yaşlarında bir grup hanımefendi içeri girdi.
Omuzlarında uzun bir kürk palto taşıyan ufak tefek bir hanımla tanışmam gerektiğini ve onun Hatay Cumhurbaşkanı'nın kızı olduğunu söyledi.

Yıllar sonra Hatay Meclis Binasını gezerken bu özel anıyı hatırladım.




Hatay; Mondros Mütarekesinden sonra 1918 yılında İskenderun Sancağı olarak Fransız Birliklerine bırakılmış. 1938 yılına kadar süren mücadeleler sonunda 5 Temmuz 1938’de Türk Askeri Hatay’a girmiş. Kurulmuş olan Hatay Devleti 10 ay 26 gün sürmüş.  29 Haziran 1939’da Hatay kurultayında alınan bir kararla Hatay Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmış.

Atatürk'ün bu büyük çabası ve masa başı savaşının ayrıntılarını anlatan gazete kupürleri şimdi binanın duvarlarını süslüyor. 

**********

Aslında 2,5 gün kaldığım bu şehri anlatmak günler sürer.
Bu yüzden her yazımda oradan oraya atlayışımı hoş görün lütfen.


Şimdilik bu kadar. Sonraya da bir şeyler kalsın olur mu?
Daha müzeler ve Samandağ  var. Vakıflı ermeni köyü var,  Titus Tüneli var....




31 Mayıs 2019 Cuma

Kahve Zamanı - Hepsi İstanbul



Özledim mi, ne?
Eminönü'nün kahve kokan sokağı, güvercinleri, telaşı, kalabalığı.... Hepsi bu karelerin arkasında.
Yoksa siz göremiyor musunuz?




30 Mayıs 2019 Perşembe

Ankara da Yabani Kestane Ağaçları Çiçeklendiğinde



Ankara da kestane ağaçları çiçek açtığında en güzel zaman gelip çatmıştır şehre bence.

Konserler, tiyatrolar, sergiler henüz devam ederken, siz limonata gibi bir havada kendi özel anılarınızı oluşturursunuz. Üşümeden, koşturmadan, yeşilliklerin tadına varır, 
baharın coşkusuna ortak olursunuz. 
Hele bir de çok sevdiğiniz birileri varsa yanınızda, değmesinler keyfinize :)


Eski Gar binasının önünde paylaştığınız anlar bir Ahmet Hamdi Tanpınar kitabının satırlarından alınan keyif gibi bir tat bırakır anılarınızda.


Yıllar içinde ne çok tünelden geçtik, ne çok insan bıraktık ardımızda bilseniz.


Bir Ramazan akşamında Tacettin Dergahı'ndayız.
 Kimbilir hangi duanın asılı kaldığı ahşaplara kendi şükrümüzü bırakıyoruz.




Sonra elimizde küçücük bir ıtır dalı ile dönüyoruz eve, dinlenmeye.

Her mevsim ayrı güzel elbette.Hele bir sevdiğiniz varsa yanınızda, her detay böyle kocaman büyüyor, emsalsizleşiyor gözünüzde, gönlünüzde.

Bugün bir de böyle bakın hayata. 
Yanıbaşınızda da bir dostunuzun omzu olsun mümkünse :)





Bu kadar ciddiyet darladı mı içinizi benim gibi?
Siz de giden dostunuzun ardından evinizi bomboş buldunuz mu?

O halde bu fotoğrafın altına içimden geleni yazayım mı?


Günün kombini

Gözlük: Ran Ban
Bluz: Perlina
Pantolon: Yeğenimden
Ayakkabı: Gelinimden
Mekan: Ankara Gençlik Parkı

İŞTE BÖYLE :))


Hep gülsün güzel yüzünüz :)




29 Mayıs 2019 Çarşamba

ÇSM ve Peru Amazonu Fotoğraf Sergisi





Bu fotoğraf çok öncelerden.




Her şeyin hızla değiştiği zamanda bu üst kat pencere önü ve bana hissettirdikleri yıllar içinde hiç değişmedi. Ne çok mevsim geçti önünden. O uzun pencereler ne çok yağmurla yıkandı, güneşlerde yandı, Ankara ayazında titredi... 
Ve ben kaçına şahit oldum... O sandalyelerde yorgunluğumu giderdim, bir yandan kitabımı okudum, çayımı yudumladım, günleri batırdım, akşamlar karşıladım, konser-söyleşi saatleri bekledim...

Bu defa çocukluk arkadaşımla birlikte gittik Çağdaş Sanatlar Merkezine.
 Sergileri dolaşıp, sanatla ruhlarımızı arındırmaya.


Görmeyi çok istediğim bir sergiydi" Peru Amazonu"
Peru Büyükelçiliği'nin katkıları ile gerçekleşen sergi, Peru'nun en iyi 18 fotoğrafçısının eserlerinden oluşturulmuş.






Bu kararlı, son derece kendinden emin kadın ifadeleri beni çok ama çok etkiledi.
Sergi son zamanlarda gezdiğim en güzel sergilerden biriydi.


Hayatın zorluklarına kafa tutabilmek için sadece bir tek şeye ihtiyacımız var aslında;
İçimizdeki kuvvete. 






11 Mayıs 2019 Cumartesi

Huzurevi'nde Erken Anneler Günü Kutlaması



Onları en son geçen bayramda ziyaret etmiştik. Uzun zaman olmuş değil mi?
 Geçen hafta yaklaşan Anneler Günü için küçük, sevimli bir plan yaptım.
Sonunda TÜED korosu saz heyetinin birbirinden değerli, sevecen üyelerini de yanıma katıp harika bir gün geçirdik


Aynı gün okullardan pırıl pırıl gençler de yaşlılarımızın ellerini öpmeye geldiler.


Suna Hanım, bana hemen "geliriz tabii" diyen güzel insan.
Türk Sanat Müziği'nin unutulmaz şarkıları ile anılara duygusal bir yolculuğa çıkardılar hepimizi.


Bazen hüzünlendik, neler neler hatırladık.
Bazen güldük, neşeli günlerimiz anısına.
Müzikle sihirli bir yolculuk yaptık yıllar ötesine her birimiz.


Sevgili Lütfiye (atölyepukka) ve Bahar'ım beni bugün de yalnız bırakmadılar.



Oynamadan olur mu hiç? Olmaz!
Biz yorulduk, teyzemiz yorulmadı maşallah :)


Müdürümüz annelerin hediyelerini dağıttı.


 Tabii bizim evde küçük bir sergi oluşturacak kadar hediye stoğu vardı.
Hepsi yerlerini buldu çok şükür.


Bir çok genç bizim de ellerimizi öptü, günümüzü kutladı.
Çok hoşumuza gitti doğrusu.
Oturduk koltuklara, yaslandık da bir güzel. Keyfini çıkardık bu özel anların.


Sonra benim de sahiplerine vermem gereken "teşekkürler" vardı.
Sevgili Dolunay'a UTEFe yaptığı katkı dolayısı ile, Uluslararası Tüm Engelliler Derneği tarafından gönderilen plaketini sundum.
AL al nereye kadar değil mi ya    ;)


Lütfiye ve Bahar da Lösev teşekkür belgesi ile paylarına düşen mutluluğu yaşadılar.



Hep ama hep güzel işlerde buluşmak dileğimle.


Sevgili Fatma Üçer. 
Bu güzel binayı inşa ettirip, huzurevi olması için bağışlayan güzel öğretmen
. Nurlar içinde yatsın.
Allah niyet eden herkese aynı mutluluğu nasip etsin.



Bu paylaşım vesilesi ile, yüreğinin içinde herhangi bir canlıya sevgi, merhamet, şevkat hissi taşıyan herkesin Anneler Günü'nü kutluyorum efendim.
Sevgimle.