Bugün arkadaşlarımla kaledeki Taş Bebek Kafe de kahvaltı için buluştuk. Nasıl özlemişiz yüzyüze görüşmeyi. Dile kolay 1,5 yıl olmuş birbirimize dokunmayalı.
( bu grup üçü aşılı, biri covit 19'u aslanlar gibi alt etmiş dört kişiden oluşuyor )
Sana bugün Kale'den baktım Ata'nın Ankarası.
Ankara güneşli bu gökyüzünün altında bayram çocuğu gibi görünüyordu gözümüze.
Kale içindeki Taş Bebek Kafe'ye sosyal medyada rastlamış, listeme yazmıştım.
Pandemi sonrası gidilecek yerler listesi bu. Nasıl uzun, nasıl renkli bilemezsiniz :))
Kapıdan girerken sizi palyaço kuklalar karşılıyor.
İçeride ise her yer ama her yer bebek.
En eski bebek 40 yıl öncesine aitmiş burada.
Yani benimkiler yok ;)
Baylar bayanlar,
Merdivenden kayanlar... Nereden hatırlıyorsam bu anonsu ?
Kahvaltı sonrası kale sokaklarını arşınlamadan önce bu eski konağın duvarlarına dizilen bebekler arasında her birimiz kendimize benzettiğimiz bebeği aradık bir süre.
Şu surattaki ifade bakın:) Yok benimkine değil canım :))
Bu olabilir miyim?
Çanta, palto, şapka... Yola çıkmaya hazır sanki :)
Evet,evet bence bu "ben".
Halbuki bir yayın önce neler yazmıştım. Ama böylesi de güzelmiş doğrusu.
Öğleden sonra sokaklardaydık.
12000 adım atmışım. O yüzden gecenin bu vakti oldu, hala yorgunluktan uyku tutmadı.
Ulus, her zaman küçük güzelliklerin keşfedildiği, hep şaşırtan, hep özlenen bir semt benim için.
Günü Çankaya Belediyesi'nin bugün ilki Kuğulu Park da gerçekleşen konserine katılarak sürdürdük. Tamam aşılıyız ama yine de biz pek kalabalığa karışmadan, Manisa Tarzanı gibi ağaç aralarından izledik, eşlik ettik şarkılara.
Kah, Nazende Sevgilim dedik,
kah Fikrimin İnce Gülü.
Gül gibi bir gün geçirmiş olduk anlayacağınız.






















































