Geçen yılın sondan bir önceki günü, son Ankara gezisinde yine çok sevdiğim, ruhuma çok iyi gelen o yere, II. TBMM Binası Cumhuriyet Müzesine gittim.
Daha bahçeye girişte zaman geriye doğru hızla akıp gidiyor.
O, Ülkü'nün elinden tutmuş, size eşlik etmek üzere yanınızda beliriveriyor.
Çift kanatlı kapılar açık. Buyur ediyor küçük büyük, yaşlı genç demeden herkesi.
Tüm ziyaretçilerde suskun bir minnet.
Nutuk taş plakda.
Odalar, nakışlı tavanlar ve ille de avizeler.
Neler neler anlatıyor gibiler.
O süveteri nerede görsek tanırız değil mi?
Onca özlü sözü duvarlarda yerini almışken, bu defa bunun önünde durdum.
Düşündüm..... Tekrar okudum. Tekrar....
Rica ettim, bir genç bu fotoğrafı çekti.
Aynı kareye girdik Ata'm ile bir kere daha.
Sonra Ulus caddelerini dolduran o çok sevdiğim, mütevazi kalabalığa karıştım.
Kuruyemişçilerin önü, halin için, kahvaltılıkçıların kapı önleri yılbaşı gecesi için alış veriş yapan Ankaralılarla doluydu. Telaşlı kalabalıklar insana kendini daha yalnız hissettiriyor diye düşündüm.
Ptt Pul Müzesine kapıdan şöyle bir uğrayıp 2018 masa takvimlerimi aldım.
Geçen yıl çok işime yaramıştı onlar. Gelenekselleşti, başka kullanmam :)
Buluşalım!
Küçükle buluşup Ankamall alt katta açılan "LOKUM" adlı mekanda
"manda kaymaklı ve tel kadayıflı lokum"eşliğinde kahvelerimizi içtik. Hararetle tavsiye edebileceğim bir ürün yelpazesi var bu işletmenin. Tüm malzemelerin taze taze Afyon dan geldiğini söylediler.
Nasıl lezzetliler anlatamam.
Bak şimdi yine canım istedi. Ne olacak benim bu sevdam ?



