Kayıtlar

Benim Annem Bir Melek

Resim
SERÇEV Gönüllüsü olarak, geliri Serebral Palsili çocuklarımızın yararına düzenlediğim,
 hazırlığı uzun, gerilimi çok bir uğraş oldu benim için .
Marifetli, azimli, harika insanların 3 gün boyunca bir araya geldiği güzel günlerdi.





Yılların blog yazarları, Nalan, Alanay ve tasarım "kocakarı iğnedenliği" ile sizin göremediğiniz, benim her daim yanımda olan Fiamma Şule ile,

sevimli misafirlerimizin ziyaretleri ile



onlarca katılımcı ile çok verimli ve güzeldi. Melek kalpli bağışçılarla yolumu kesiştiren bu organizasyon yeni işlerinde habercisi oldu.

Haber de olduk sonunda :)






Sonunda stant kiraları ve bağışlanan teraryumların satışından elde edilenlerle bir çocuğumuzun yüzü güldü dersem,  tüm yorgunlukların uçup gittiğini tahmin edersiniz değil mi?

Mart. Evet Evet Bildiğiniz Mart İşte

Resim
Nerden çıktı şimdi Mart ?
Yok, içinizden geçeni seslendirmiyor, resmen kendi ağzımdan çıkanı yazıyorum.

Sıcak günleri böylece  yok sayayım desem, Ankara geceleri serinledi bile.
Günü öyle böyle kotardınız mı, akşam oh! gözünü sevdiğim bozkır havası doluyor pencerelerden.

Bugün 4 Ağustos. Son yazımın üzerinden neredeyse bir ay geçmiş.
Geçmiş de arada "Mart" kaynamış gitmiş.Şu üç günü geçirmeden yazayım da,
"neredeyse"nin hakkını vereyim dedim. Karşıma önce blogspot'un azizliği, sonra bu taslak çıktı.
Ben bunca olan biteni ki, günlerin koşturmacasından henüz Küçük Ev'in kilidi açılmadı, yaz komşularıma kavuşulmadı, denize parmak uçlarımız dahi değmedi.


 (geçen yaz'ın gerçeği, bugünlerin hayali )             

. Bu gidişle ev "Yaz-lık" değil, "Güz-lük" olarak ad değiştirecek.

Ne mi yapıldı? Ay şimdi nasıl anlatsam... Bi dakka....

Önce kocaman bir şenlik düzenlendi. Bir sürü harika insanla tanışıldı.Sonra  başka şenliklere katılındı. O ş…

Sıla-i Rahim

Resim
Boğaz annem kokuyor,  Beyoğlu babam. İstanbul gönlümün sürgünü, İstanbul bitmeyen sevdam !




Ankara Şair ve Yazarlar Evi Müzesi

Resim
İşte bir "sokak arası neşesi" daha Hamamarkası'nda.
İlk rastladığımda Satranç Müzesi'ne gidiyordum. Havanın çok soğuk ve kapalı olduğu bir günde onunda  kapısı kapalıydı. Yazmıştım bir kenara. Geniş zamanda gelinecek, uzun uzun gezilecek diye.

Mevsim değişti, gökyüzü mavi-beyaz, güneşli bir günde yolum yine bu küçük müzenin olduğu merdivenli sokağa çıktı.
Lakin bu defa da vaktim azdı. Alp küçük taşlık da kitabını okurken ben bir solukta daldım içeri.  Sanki tüm eski dostlar toplanmış yolumu gözlemekte. Öyle bir merak, heyecan..


Elbette Mehmed Akif, 




Onun "Huzur" unu okuduktan sonra kurduğum cümlelerden utandıran Ahmet Hamdi,

Vazgeçilmezim Orhan veli,

Ömrüm Özdemir Asaf ve daha niceleri.....




Kişisel eşyaları, ilk basım kitapları ile bu iki katlı Ankara Evi'nin tüm sahipleri geniş zamanlarda yolunuzu bekliyor efendim.





Tanrıça Anahit'in Güzel Kenti "ANİ"

Resim
(alıntıdır)
Kars'a henüz görmeden gönül vermemin sebebi, ne hayallere, ne de üstteki fotoğrafa sığmayacak güzellikteki "ANİ" idi. Adım attığım andan itibaren bambaşka bir zamana doğru adeta çekildiğimi  hissettim. Yaşadığımın nasıl bir şey olduğunu anlatmak gerçekten çok zor.. Nasıl desem...... Bir kere canınızı yakmayan incecik bir hüzün var havada. Hatta içten içe sizi mutlu eden bir hüzün. Daha önce görmediğiniz halde çok özlediğinize kavuşmak ve uzun zamandır aslında aradığınızın o olduğunu o an anlamak gibi bir duygu ile sarsılıyor insan. Sanki ömrünüzün puzzlında, öyle kıyada köşede değil de, tam orta yerde eksik kalmış son parçayı bulmak ve sevinçle yerine yerleştirmek gibi bir şey hissettiğim... Öyle garip, öyle tarifsiz.....
Artık birlikte gezelim mi Anahit'in Güzel Şehrini ?

Surlarla çevrili  ve bir adı da "…