Ben kazandım,ben kazandım !
Geçen ay bu zarif el emeklerini çekiliş sonucu ben kazanmıştım.
Sevgili Elif,bana hitaben iyi dileklerini de içeren bir notla hemen gönderdi ama benim tembelliğim yüzünden Bulut Gölgesinde yerini şimdi aldı :(
Laf aramızda ,ne güzeller ama değil mi?
Okudum,okuyorum,okuyacağım.
Fesleğenin Uğuru ,Ankaralı yazar İpek Arman'ın bir eseri.Fesleğenin benim hayatımda da önemli bir yeri var.
(Anlatırım neredeyse100 yıl önceden başlayan anılar silsilesini bir gün)
Sırf bu sebepten aldım kitabı.Ortalarına kadar pek de beğenmedim açıkcası.Neredeyse yeniden Alamut Kalesi ni okuyorum sandım.Yazarın kendi yaşamını kattığı bölüm başlayınca birden değişti anlatım.Gözümde canlanıverdi 70 li yılların kekik kokulu,sakin Bodrum'u.
Güzeldi kısacası.
Kütüphane kedisi Dewey,
yaşamının bir bölümü bir kedi ile paylaşmış her bireyi sıcacık saracak bir kitap.
Elimde biraz sürüklendi belki ama tarçınlı akide şekeri tadı bıraktı bende.
Bu ayraçlar artık Dilek de.
Bundan böyle elime geçen ayraçların özel bir durumu yoksa doğru Dileğin Koleksiyonuna.
Başımın etini yedi ne koleksiyonu yapayım diye.
Önerilerimin hepsine bir kulp takıp,sonunda ayraç da karar kıldı.
Oh,dedim.
Al sana ayraç !
Serpil'in elinden filli kahve tepsimi,35 yıllık fincanlarımı daha evvelden paylaşmışımdır sizinle belki.
Olsun,dantel örtümü görmüşmüydünüz acaba?
Ütüsüz falan ama kombinasyon güzel :)
Bu arada fotoğraf geçen yazdan,Küçük Ev den,deniz aşığı bir keyif ehlinden.

















