15 Ekim 2017 Pazar

Gökyay Vakfı Satranç Müzesi-Ankara



  (Ankara temalı satranç tasarım yarışması birincisi ahşap takım)

Sarı sonbahar gününde, aklımda pusuya yatan bir plan üzere arkadaşımla düştük yola.
Hadi yine iyiyiz, çünkü Ulus da, Hamam Arkasındaki Satranç Müzesine gidiyoruz.

                                                                                          (görsel müzenin sayfasından)

Adliyeden Hacettepe yokuşunu sarıp konuşa konuşa çıktık Altındağ Belediyesinin önüne.
Müze belediye binasının hemen arkasında, iki katlı, eski Ankara Evi formunda inşa edilmiş.

İçeri girer girmez müzenin kafesinde birer çayla soluklandık evvela.


Adı " chaturanga " buranın. Sorduk hemen tabii. Satrancın bilinen en eski adı imiş.
Kafenin hemen yanında, değişik satranç takımlarının, Ankara temalı hediyeliklerin,
müzenin logosu ile desenlenmiş hatıra eşyalarının satıldığı küçücük bir de mağaza var.




Burası tamamı ile benim gibi detaylara takılan gözlere sahiplerin bayılacaği bir kafe.
Hele çalışanları... Çayın yanında şeker gibiler.




Büyülü Dünya'nın giriş katı.

109 ülkeden 617 satranç takımının 4 ana tema zerine sergilendiği bir masal dünyası burası.
Benim kelimelerim de görüntülemem de aciz anlatmaktan güzelliğini.
Müzeler de, şiirler, resimler gibi anlatılamıyor ki zaten.
Soluduğunuz hava, gördüklerinizin size hatırlattıkları, hepsi ama hepsi size özel çünkü.


Cazcı Kardeşler/ABD



Yüzüklerin Efendisi



Çocukların çok seveceği tematik takımlardan biri.







Asteriks / Oburiks ve arkadaşları



Red Kit ve Daltonlar. Çok sevdim :)



Şirinler tekmili birden gelmişler.



Meksika grubu



Charles Dickens'in karakterleri.



" Gülümse Ankara Çekiyorum " bir serginin adı aslında.




Filmler, romanlar, masallar, el sanatları her şey bir satranç takımında yaşatılabiliyormuş.
Hayretle öğrendim.







Ahşap / Kazakistan






2. kattayız.
Yine nereye, hangi vitrine bakacağımızı şaşırıyoruz.Yerde ok işaretleri var elbette ama hayatım boyunca hangi izi takip edebilme becerisi gösterdim ki.
Yüreğimin götürdüğü de değil, gözümün takıldığı yere gittim yine.
Tavsiye etmem, bu tarz çok yorucu :) ne unuttum, neyi atladım diye dönüp duruyor insan.



Metal Döküm / İtalya



Yunanistan





Mermer / Belçika




Meksika dan cam bir takım.



Basit ama sevimli. İskambilde bütün onlular piyon olmuş.





Elbette Çanakkale Zaferini konu anlatan bir takım olmasaydı bence bu müze eksik olurdu.
















Bence İtalya - Roma. Sizce? 




Selçuklu-Haçlı Savaşları



 Meksika



Ve Matruşkalar! Elbette Rusya dan.
Eşarplı bebeklerin piyon olması gülmseten bir şey bana kalırsa :))



Tacikistan yada Kırgızistan.
Ben her gördüğüm ahşap takıma Rusya diye yaklaştım ama genelde Orta Asya ülkeleri çıktı.



Keçeden satranç takımı / Moğolistan



Ferah, tertemiz. Yatıya kalasım var.



Seramik / Bolivya



Bunu da siz okuyun arkadaşlar, ben seçemedim akşam akşam.



Bir de" kupa" vitrinleri konmuş üst kat merdivenlerinin yan duvarlarına. 
Bakmayın fotoğrafta bu kadarcığı çıkmış. Fotoğrafın öznesi onlar değildi ki   ; )

Akşamı ettiğimizden her birini inceleyemedim ama baktım ülkeler içinde Panama yok.
Ama benim evde var :))  Böylece Claudia'nın hediyesi kupanın yeni evi belli oldu. 
 Ne de olsa eski Mısır da yaşamıyorum. Eşyalarımla gömülecek halim yok.

Dünya ülkelerinden bir sürü arkadaşı olsun onun da. Tıpkı benim gibi :)




Vakfın adı Gökyay.. Gökyay... Nereden hatırlıyoruz bu adı?

Üst katta bir köşede bu cebir kitaplarını görünce şıp diye anladık!
 Müzenin kurucusu Akın Gökyay bir öğretmen çocuğu. 
Bizim cebir kitaplarını yazan, sevdiren, bana bu dersten 10 aldıran, (ki benim için imkansız ötesi) Mehmet Gökyay'ın.  Nur içinde yatsın. 

Matematik dersimizin Cebir ve Geometri diye ayrıldığı yıl, benim okulun satranç kulübüne gittiğim yıldı.Bakın aklıma  şimdi geldi.
 Diyorum ya, içimde bir yerlerde Sunay Akın gizli benim. diye

Satranç oynayan abimlere özenip, kulübe gittim gitmesine de, satrancı sevdiğimi pek söyleyemem. Çünkü benim gibi tek şeye odaklanma sıkıntısı çekenlere göre değil bir kaç hamle sonrasını düşünmek. Benim akımda üçü beşi bir arada halay çeker düşündüklerimin. 

Neyse efendim,


Daha güzel bir anlatım ve görsellere ulaşmak için müzenin sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

*****
Buraya yazarsam gerçekleştirmeye gayret ederim diye;
Bu yıl için bir yaptırırım var kendime.
Bu arada, yıl 1 Ekim de başlıyor bana göre. Hicride, sizde farklıdır.. Onu bilemem.

Her ay 1 kitap +1 Sergi+1 Konser+1Müze.... eh bir de mümkünse küçük bir seyahat.

Nasıl ama ?

Güzel bir Pazar günü geçirdiğinizi umarak. içten sevgiler efendim.




30 Eylül 2017 Cumartesi

Kışın Söz Vermiştim Yazın Gittim - Edremit Huzurevi

Üzerinden zaman geçince anlatmak daha zor oluyor sevgili dostlar.
 Geçen kış hem yeni yıl vesilesi ile, hem Anneler Gününde hem de kısaca Kadınlar Günü dediğimiz o özel günde kendilerini hatırladığımızı hediyelerimizle anlattığımız Edremit Huzurevi'ni söz verdiğim üzre geçen yaz ziyaret ettim. Hem de iki kere :)



Havuzlu, çiçekli ön bahçede hep birlikte öğle yemeği yedik.


Diğer ziyaretçilerin getirdiği kek kurabiye ile içerideki salonda ikindi çayı içtik.
Yaptıkları el işlerini, katkı sağladığımız kütüphanelerini gördük.
Nurten Teyze'nin, Asaf Bey'in güler yüzleri, harika sohbetleri ile vaktin nasıl geçtiğini anlamadık. 


Bahçenin içinde Mustafa Bey'in ahşap atölyesi var. 
Sadece bir falçata kullanarak yaptığı üç boyutlu tabloları satarak gelir temin ediyor.





O güne ait çok fotoğraf yok ama yürek dolusu sevgi, selam var her birinize.

Bir süre sonra komşumun bir adak kurbanını bağışlamak üzere yine oradaydık.

Bu defa sadece çocuklarla ben değil konu komu torun tosun düştük yola.
 Orada oraya koşturan Masal ve Zeynep neşe  götürdü onlara.



Biz de bol bol kitap ve kurabiye.

Kitapları Altınoluk Kütüphanesinde tam da huzurevine kitap gerektiğini anlatırken,
 içeriye 3 koli kitap bağışı ile giren bir hayırsever verdi bana.
 Hani bazen dilersiniz ve hop diye oluverir ya isteğiniz... işte öyle oldu :))



Allah c.c izin erir, nasip ederse seneye yine görüşürüz.
Kim bilir?