2 Nisan 2017 Pazar

Kış Biterken


Mart bitti, Nisan geldi.
Nisan ile birlikte İlkbahar geldi ama ben daha kışa dair anlatacaklarımı bitiremedim dostlar.

Martın ilk haftasıydı, bu defa bir başka misafirimle Sevdiğim Ankara Turu'ndaydım :)



Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası)


Kaç defa gittim, kaç kez dokundum o sıralara ? 
minicik sac sobalara bakıp göz pınarlarımı doldurdum bilmiyorum.

Güler geldi İzmit den, bir defa da onunla gezdik.
O pek sevmez sokakları, oturalım evde ister hep. Yemek yapalım, sofralar kuralım, uzun çay sohbetlerinde eskiyi, yeniyi paylaşalım.

- İlk meclise gideriz dedim. Bu defa nasılsa "tamam" dedi.
Dokunabilecek miyim ama ona buna ? diye de sordu.... Çaktırmadan ama! dedim.

A, şimdi yazarken fark ettim!  Bizde dokunma hastalığı var galiba ?  :o
Hani bebekler ellerine aldıkları her şeyi ağızlarına götürüp tatmak ister... Onun gibi bir şey.



Eşyanın ruhuna inanan biri olarak burada, 
bu tarih tanıklarının arasında kendimi nasıl hissettiğimi varın siz düşünün.

Burası ile ilgi pek fotoğraf yok o güne ait bende. Yasak zaten de, artık bu kadarına izin vardır dedik. 
Arkadaş uzaktan geldi ne de olsa.
Laf aramızda çocuklar yapsa kızarım ama çocukluk arkadaşım yanımda olunca çocuklaşıyorum işte.
Neyse, sizden sır çıkmaz nasılsa... Şey...Çıkmaz değil mi?

********


Sonra sıradaki,

Ankara - II. Türkiye Büyük Millet Meclisi Cumhuriyet Müzesi


Bu güzel müzeyi  burada ve burada daha çok fotoğrafla anlatmışım size aslında.
 Burada fotoğraf çekmek serbest.

( Böyle yazı hazırlamak ne kolaymış :) O orada, bu burada... ohh.. )




**********

Karnımız acıkınca dooğru  Pirinç Han.
Çünkü avlusundaki gözlemeci müthiştir. Hele patlıcanlısı...

Daha önceki gelişlerinden birinde bu güzel hana getirmiştim arkadaşımı . 
Bu yüzden üst katlara çıkmıyoruz



Fotoğraflarda beni görmekten yıldınız biliyorum ama ben inatla paylaşıyorum.
Diğer türlüsü net de zebil zaten :))

İkinci kattaki şapkacının şapkalarını duvarda görebiliyor musunuz? Ne şirin değil mi?


Çaylar, kahveler yine Kafe Borges de.

Ay bir de böyle bir şey var bende arkadaşlar;
Hani ben sevdim, bayıldım ya, bütün sevdiklerim de görecek, yaşayacak orayı.
Sanki onlara kendimle ilgili bir hediye vermek gibi geliyor bu bana.

Önceden, bir de yolunu yapıyorum ki sormayın. 
Giriyorum koluna, eğiliyorum kulağına, sanki müthiş bir sır verir gibi;

-Bak bir yere gidiyoruz şimdi, eminim sen de çok seveceksin. İçinde bak şunlar şunlar var... 
Çayı şöyle, kahvesi pastası böyle.... diye diye. 

Hadi bakalım sevme de göreyim !







*********

Camisiz olmaz!
Her vakit daha önce gitmediğimiz farklı bir cami buluyorum.

O da çok sever benim gibi merdivenleri adım attıkça gıcırdayan, ahşabı boyasız, duvarları yılların,
bazen yüzyılların duaları ile yıkanmış bu sokak arası camilerini.


Bu cami sokak arası değil, cadde üzeri biraz ama minicik, çok güzel bir cami.
Hani Anafartalar Caddesinden yukarı dönerken... Adını unuttum da :(



İşte buldum ve bu görseli buradan aldım! Kurşunlu Cami :)

*********

Bu 5 güzel günün programını günler öncesinden yapmıştım.
8 Mart akşamı  programda 3 farklı ülkeden kadın sanatçıların Gitar Mozaik adlı dinletisi vardı.

Arkadaşım lise yıllarında klasik gitar kursuna gittiğinden ve o zaman dilimine ait harika anılara sahip olduğundan, bu benim kendisine Kadınlar Günü hediyem olacaktı.





Müthişdi!
Çok etkilendik, çok alkışladık, arada "bravo" diye bağırdık ve iyi ki geldik dedik .



Finalde bu güzel üçlü, üç el olarak Romance'ı seslendirince salon alkıştan inledi.
Sonra ne mi oldu?
Tüm salon boşaldı, biz kaldık öylece.
 Sanki havada asılı kalan melodilerin avucumuza gelip konmasını bekliyoruz...
Ya da her nota giysilerimize yapışmış yıldız yıldız da, hareket edersek pıtır pıtır yere dökülecekler.

Derken, sahneden bu üç peri kızı indi, yanımıza geldi. Nemli gözlere bakıp; Why? dediler tüm içtenlikleri ile. Ben de müthiş (!) ingilizcemle başladım;

When we were young... diye ...

İşte böyleyken böyle dostlar.. Neyse... yine gözlerim doldu benim :(

Hafta sonu neredeyse bitti, ben de size göz pınarlarınızı sadece mutluluk sebebi ile dolduracak 
yeni bir hafta diliyorum.
Sevgimle.





16 yorum:

  1. Ne güzel gezi olmuş!!! O gıcırdayan merdivenleri bende çok severim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gideriz seninle de EVRENCİM. BEN SEBEP ARIYORUM ZATEN :)

      Sil
  2. Ben de dokunacağım illaki tarihi yerlerde :) Ve sevdiğim bir yer olunca herkesi götürmem gerekiyor oraya :)

    YanıtlaSil
  3. sizi bizi bırakıp..." ne tatlı arkadaşsın sen!" demek istiyorum...
    ay bir de ne tatlı anlatımdı... hiç bitmesin istedim... :)

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel yani her şey......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim için de öyleydi. Çok teşekkürler Nurdan Hanım :)

      Sil
  5. blogunuzu yenı kesfettım bende bloguma beklerım..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adınız çağırıyor zaten :)

      Sil
  6. Başkent havası aldım sayenizde. Ankara, özeldir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Özel, hatta güzeldir :)

      Sil
  7. Dostların hep çalsın kapını.
    Allah'ım eksikliğini göstermesin dostların.

    yine güzel bilgilendirici bir gözlem gezisi olmuş.
    Canım sefan çok olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep birlikte olsun canım.
      Teşekkür ederim.

      Sil
  8. Bu sömestr tren kalkışına 3 saat vardı diye bizde
    gidip gezmiştik. çok çok güzel orada , o duygularla gezmek.
    keşke o kafeden de haberimiz olsaydı. biz tbmmye yakın bir yerde oturup Ankara soğuğundan kaçmıştık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslina bakarsaniz, oraya yakin oturulacak iyi bir yer bulmaniz biraz zor :) Ankara sogugu, buldurur ama :))

      Gezip gorebileceginiz en guzel yerlerden birine gitmissiniz birde Anitkabir'i oneririm.

      Sil