20 Temmuz 2020 Pazartesi

Giritli Kamuran'ın Yeri - İzmir





Bir punduna getirsem, uzun  uzun yollardan sana gelsem.

Bahar olsun ama... İlk, son, hangisi olursa, fark etmez. İmbat zamanı Kordon daki Giritli Kamuran'ın yerine gitsek.

 Asuman'ın dantellerinin serildiği masada salçalı fesleğenli tost yesek. Kimseleri beklemesek (!) Beklediklerimiz gelmiş olsa ya da biz artık gelmeyecekleri beklemekten vazgeçmiş olsak.

Kahvemizi içerken Kamuran'ın Asuman'a yazdığı sevda mektuplarını okusak.
Okul tatillerinde birbirimize yazdığımız uzun, upuzun mektupların kaybına bir kez daha yansak.

Sen bana ciciannem'in bir türlü diktirip giyemediği ördekbaşı yeşili döpiyesini çizsen.

Ben kalbim pır pır bir yerlere gidecekken, senin beni tekrar önüne alıp söylene söylene saçımı topuz yapışını, göz kapaklarıma illede yeşil kalem sürüşünü  anlatsam sana yeniden. Özel zamanlarda saçımı hala topuz yaptığımı ama yeşil kalemden çoktan vazgeçtiğimi söylesem.

Sonra uslanmaz aşık Mithat'ı yine Türkçe öğrenmiş Fransız taklidinle işletsek :)) 
Ya biz çok kötüyüz derken ve buna gönülden inanmışken karnımız acıyana kadar gülsek. 

   Muhsin Erturul Sahnesi'nde, "Women in Love" da bütün bir koreografi su gibi akıp giderken ve seninle sahnenin iki ayrı köşesine uçmuşken benim her defasında o köşede kalakalmamı ve senin beni kurtarmanı hatırlatsam.

Hani bir teneffüs sırasında sen tutturmuştun kan kardeş olalım diye. Ben dünden razıydım da parmağımı delip kan çıkarmaktan korkmuştum. Sen elindeki pergelin sivri ucunu hart diye batırmış, sonra da "şimdi bu kanları içcez" demiştin. Ben birbirine sürtsek olmaz mı? diye ne kadar ısrar etsem de sonunda sen  kazanmıştın. Sence bir kaç damla ile de olsa hala birbirimizin damarlarında
dolaşıyor muyuzdur? Bak buna  birlikte kafa yorsak (!) mesela.

Dışarıda kış akşamının soğuğu, stüdyoda  Childern of Paradise'ı çalışırken her defasında Yonca'nın "Konyakçı" çizmelerine bakıp dansı mansı unutup nasıl gülme krizine girdiğimizi konuşsak.

Yine dolaptaki nane likörünü, masadaki gırgır dergisini paylaşsak.

Hangi sahildeydik unuttum ama (kesin sen hatırlarsın) bir deniz kenarında Nejat'ın getirip aramıza attığı Sezen'in son kaseti için birbirimizi nasıl acımadan tırmaladığımızı hatırlasak.... Sen biraz utansan, ben biraz intikam alsam.

Sen Feride ile Hale'nin taklidini yapsan yine, ben Heidi'nin. Sonra zilyonuncu kez gülsek bunlara.

Dedim ya...

Bir punduna getirsem, uzun  uzun yollardan bu sonbahar ben sana gelsem. 





* Giritli Kamuran'ın yerine hiç gitmediğimi belirteyim bu arada.Bir yerlerde karşıma çıktı. Gidip baktım, tam benlik :) Gitmişken bu fotoğrafları almıştım. Kimlerin bilmiyorum . Bu yüzden link veremiyorum, kusura bakmasınlar artık.Hem kötüye kullanmadım ki ;)

** Bugün Yonca aradı. Nane likörünün onun başının altından çıktığını söyledi. Bak her muzur şey benden değilmiş, adım çıkmış sadece :)



** 

35 yorum:

  1. Kim bu şanslı kişi merak ettim :)

    Mekanı da öyle ve çok güzel yazmışsınız, özlediklerim burnumun direğini sızlattı..

    YanıtlayınSil
  2. Onu burada kısacık yazarsam haksızlık etmiş olurum. Uzun uzun anlatılmayı hak eden çok değerli bir dost çünkü :)

    YanıtlayınSil
  3. Hiç gidilmeyen bir yer için bu bilinç akışı!
    Bu yazıdan bir roman çıkar Tülincim... beni ciddiye alıp yazsan ya, lütfeeeennnnn.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şu iki günlük dünyada seni mi kırcam ya ;))
      Yazarım gider tatlı arkadaşım.
      ( gazla çalışan bir yapım var napiim )

      Sil
    2. daha önce de aynı şeyi hissettiren postlarına denk gelmiştim... dilin akıcı ve sürükleyici... bilinç akışında da çok iyisin...
      ve ben de iyi gazcıyım... başlangıç için yeterli olur sanırım. :) olmasa da haberim olsun, yetişirim mutlaka. :)

      Sil
    3. Yazmayı seviyorum da, uzun uzun anlatamıyorum ki.
      İteklenmeye ihtiyaç duyan bir yanım var bu yüzden.
      Sen bıkmam dersen, olur hayatım :)

      Sil
  4. Yazıyı okuyup sonuna geldiğimde hiç gitmediğin yazıyordu... inanmadım... şaşırdım doğrusu, bilmediğin yaşamadın bir yer ile böylesine bir bağlantı, çok güzel bir yazı idi keyifle okudum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hımmm.
      Şöyle oldu. Mekan ve hikayesi gerçek. Sanal da rastlamıştım ve ilgili bir kaç yazı okumuş bilgilenmştim. Yazdıklarım ise İzmir de yaşayan arkadaşıma hitaben birlikte geçen yılların kah güldüren, kah hüzünlendiren anılarından bazıları.

      Sil
    2. Yani bir mektup aslında :)
      Beğenilmesi de bana hediyesi. Teşekkürler.

      Sil
    3. Dil üslup ve kurulan bağlar ciddi anlamda bir sevgi bağını ortaya koyuyor, arkadaşınıza olan sevgi bağınız anlaşılan bayağı kuvvetli ve bu durum hikayede mekanla oluşan bağlantının bu kadar güçlü gözükmesini sağlamış.

      Sil
  5. Tesadüf mü desem bilemedim şimdi. Bloglara bakarken rastladım ve başlık aldı beni götürdü anılara, harika! :)

    Kordon'da en güzel yerlerin başında gelir. Çok tarih kokuyor, genç kesime hitap etmese de, kendine ait bir müşterisi var tabii. Benim gittiğim senelerde fesleğenli tost yapılırdı, yemiştim. Şimdi değiştirdiler mi bilemem. İçeride ki dekoratif objeler dikkatimi çekmişti benim, öylelikle girdik. Yoksa bu güzel yeri hiç bilmeyecektim. Tekrar gidilmesi gerekir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir şey tesadüf değildir ki :)
      Bu yazı olsa olsa sizi tekrar o güzel mekana götürecek bir hatırlatmadır.
      Bu arada, evet Atlantis'e gidelim!

      Sil
  6. Çok tatlı içten yazmışsınız, bir solukta okudum. Son satıra gelene dek, herşeyin o mekanda yaşanmış olduğuna yemin edebilirdim. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de şimdi sizden geliyordum :)
      O mekanda anlatacaklarımı yazmıştım aslında. Olsun, sediniz ya pek mutlu oldum.

      Sil
    2. Anlatırken yeniden yaşarız bir şekilde. Eksik ifade etmişim, olayların değil de, sohbetin gerçeklik duygusu verdiğini söylemeliydim. :)

      Sil
  7. giritliyiz izmirliyiz ama bu kamuranı duymadım bakayım bi neresi, gidince izmire bakarııım tenk yuuu, bu yonca da çok muzurmuş amaa kikiriki :)

    YanıtlayınSil
  8. Yonca aramızda en hanım hanımcık, makul ve mantıklı olandı aslında. Sadece her şeyi naneli seviyordu :)
    Bu yüzden günahım alınır diye açıkladım.

    Git git... Sonra yaz ama olur mu?

    YanıtlayınSil
  9. Nasıl güzel cümleler :) Her birinin içinde dolaştım sanki.

    YanıtlayınSil
  10. Ne tatlı bir yermiş... Ah ah bu sene memlekete hasret kaldık. Pandemi geçtiğinde gideriz inşallah.
    Belki gittiğinde sen de memnuniyetini anlatırsın tatlı tatlı...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Küçük - İzmir çok da uzak değil biliyorsun ama bu yıl Eylül de ancak gidebilicem kısmetse.
      İnşallah tatlı tatlı anlatılacak anılarım olur. Belki de birlikte olur kim bilir?

      Sil
    2. İnşallah Tülinciğim 😊🌹

      Sil
  11. çok hoş bi yermiş, sıcacık. o işlemeler, eski radyo.

    YanıtlayınSil
  12. ortamın ve yazının uyandırdığı duygularda kalmak istedim :)

    YanıtlayınSil
  13. Yaşlandıkça daha çok değer veriyoruz anılara,güzelliklere, harika bir mekan

    YanıtlayınSil
  14. 'Giritli Kamuran' ne güzel şeyleri getirmiş usuna! bayıldım öykü tadındaki bu yolculuğa :)) hiç gitmemiş olsan da bu şirin mekâna, değil mi ki yaşanmışlıkların var dostlarınla!...hayata dair ne hoş bir iz düşümü, ne hoş bir iç dökümü olmuş sevgili Tülin...Dilerim pandemi tez zamanda biter, sen de sevdiğin dostlarınla bu mekâna gider ve anılarına bir yenisini daha eklersin. Yüreğine, kalemine sağlık. Keyifle okudum yazını...♥

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Düşünüyorum da bugünlerin de ayrı, apayrı bir yeri olacak anılarımızda.
      Keyfin daim olsun güzel arkadaşım.

      Sil
  15. Tülin abla ne güzel, sıcacık bir yazı. Giritli Kamuran'ın yeri de pek hoş görünüyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorum sen de seviyorsun böyle öykülü mekanları :)
      Galata'yı, Pera'yı...

      Sil