16 Nisan 2019 Salı

Bahar Konseri ve Bağış Gecesi



Ben bu sene " bahar geldi " deyip, yanılmaktan yoruldum arkadaş!
Şimdi bu satırları yazarken bile gök gürül gürül gürlüyor.
Anneannem olsa- yılanlara çiyanlara destur veriliyor. Derdi, rahmetli.

Bahar sadece adı ile gelmiş olsa da, biz Bahar Konserimizi yaptık.
 Her yıl olduğu gibi Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) olarak TSM koromuzun konserini fırsat bilerek tekerlekli sandalye bağışlarımızı gerçekleştirdik.
TÜED benim sosyal sorumluluk projelerini bir arkadaşım ile birlikte yürüttüğüm ülkemizin en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri. Her bahar, yıl boyu edindiğimiz bağışlarla aldığımız tekerlekli sandalyeleri Türkiye Engelliler Derneği ile birlikte ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz.


  
Onlar provalarını yaparken yine sandalyelerimizi sahnenin iki yanına dizdik.
Süsledik, püsledik..
Bu yıl geçen senden daha az temin edebildik. Eh, durumlar malum ne yapalım.
Yine de 23 sandalye sahiplerine ulaştı gecenin sonunda.

Konser öncesi küçük bir tören yapıldı.


Sağ olsunlar, beni de unutmamışlar :)


Bakalım içinde ne var?
Şaka şaka... bağışçı iki arkadaşım aramızda olmayınca onların plaketleri de bana verildi.
Her yıl bu törenlerde ya plaketler karışır, ya teşekkür belgeleri.
İsimler doğru mu? diye kontrol ediyorum.


Konserimiz başladı ve bu güzel repertuvarı kah eşlik ederek, kah alkışlayarak dinledik.





TRT Sanatçılarından Emine Koç her yıl olduğu gibi yine bizimleydi.
Yine "Zahidem" i söyledi, yine ağlattı :(


Yeni koro şefimiz Fatma Nurten Demirkol.
Sanat müziğimizin güzel sesi.


Şefimiz bestekar İsmail Akçapınar son kez yönetti konseri.
Kendisi artık yorulduğunu söyleyerek veda etti bizlere.
Oysa daha 87 yaşındaydı.


Velhasılı, müziğin ve iyiliğin tedavi edici özelliği ile tüm dertlerin unutulduğu bir gece yaşadık yine.
Darısı seneye inşallah.

**********
Bu arada 23 Nisan için çocuklarımıza hediyeler gelmeye devam ediyor.
Az kaldı.
Yine güzel bir kutlamayı, gülen çocuk yüzlerini buradan paylaşırım kısmetse.

Güneşli bir hafta dileğim ve elbette sevgimle.




15 Nisan 2019 Pazartesi

Beş Çayı







Ekmek
Dilimin ucunda bir eski arkadaş adı.

Unutulmuş şekilleri taşıyan bulutlar;
Bir gökyüzü genişliğiyle ruhuma dolar
Otların içine sırtüstü yatmanın tadı.
Avucumda sıcaklığını duyduğum ekmek;
Üstümde hatırası kadar güzel sonbahar;
O bembeyaz, o tertemiz bulutlara dalar
Düşünürüm bir çocuk türküsü söyleyerek.

Orhan Veli Kanık

***********


Mekan;  my House Cafe
yani bizim ev :)

10 Nisan 2019 Çarşamba

Kirit Kafe de, Pirinç Han da, Sulu Han da...


                                        ( bu iki fotoğraf alıntıdır)



Yıllar içinde gitmekten bıkmadığım yerlerden biri "Kirit Kafe"
Kirit; Kilit demek biliyorsunuz daha önce de burada yazdığım gibi.

 O gün de çok gezdik, çok yorulduk arkadaşımla.
O bilmez pek Ulus'u, sevmezdi de üstelik. "bilmezdi" Demem daha doğru artık. 
Seviyor da şimdi :)



Hem üşüdük, hem acıktık.
Gülen yüzüme bakıp aldanmayın, perişan haldeyiz aslında.


Sobaya en yakın masaya oturduk hemen. Güler yüzlü, güzel kızımızdan menüyü istedik. Menü bir kaset kabının içinden çıkıyor burada. 
Görüyorsunuz şirinlikte sınır tanımıyoruz :)


Poz mu? Ne pozu?  Servisimi almayın yeter.
Açım, aç!




Kaç kere fotoğrafını çekmişimdir bu perde tutacağının.
Hani Küçük Ev'e yaptırırım diye.
E, var mı elinde şöyle kocamanından iki kiriti olan?



**********

Pirinç Han 
Her defasında ilk kez gelmişim gibi her bir dükkanı geziyorum.












Aydın Bey'i yıllardır tanırım.
Küçük sevimli dükkanında bazen koleksiyonum için dikiş yüksükleri bulurum. O da suyun öte yakasından olunca, her defasında sohbet etmeden çıkamam o dükkandan.



Unicornlarla bir bağım var nicedir.
Sıra gelse de bir anlatsam :)


*************

Sulu Han,
Her zaman hem göze, hem gönle ferahlık veriyor.




Ben bunları yazarken bile yoruldum.
Umarım size iyi gelmiştir. Aslında her şey sizin için dermişim :))





8 Nisan 2019 Pazartesi

6 Nisan 2019 Cumartesi

Kale de Radyo Günü





Başlık her ne kadar bir etkinliği çağrıştırsa da, paylaşacaklarımın bununla alakası yok.
Çok dolaştığımız bir günden aklımda en çok bu radyoların güzelliği kaldığı için yazdım.






Bu güzellik annemin kuzeni, Nebahat teyzemin radyosunu hatırlatmıştı bana.

Eski radyomuzun bugüne kalmasını ne çok isterdim :(
Sahi sizinki duruyor mu?