17 Ekim 2019 Perşembe

Burdur Arkeoloji Müzesi





1956 yılında kurulan ve 2001 yılında yeniden düzenlenen Burdur Müzesi, 60.000’den fazla kültür varlığına sahip, Türkiye’nin en zengin müzelerinden.

 Şehrin ortasındaki ana caddenin üzerinde, tertemiz bahçesi, olağanüstü güzellikteki mimarisi ile  öyle davetkar ki.




Burdur Müzesi 2008 yılında “Gezilip Görülmeye Değer Müze” ödülünü almış.
Üç gün kaldığım şehirde ben de iki defa bu müzeyi ziyaret ettim.
Çok ama çok beğendim. 






Burdur Müzesi binası, Müze’nin bahçesinde bulunan medreseden geri kalan Osmanlı Pirkulzade Kütüphanesi’nin mimarisinden esinlenerek yapılmış. 





Müzede neolitik çağdan günümüze kadar eşsiz örnekler görmek mümkün.








Yapımı yarım kalmış bir mezar lahti.


Bu da "oradaydım" fotoğrafı :)


*

Athena 

Siz de bir insanoğlunun elinde yüzyıllar önce mermerin kumaşa dönüşünü hayranlıkla izleyenlerden misiniz acaba?


Ne vakit müzeleri bomboş görsem içim sızlıyor.





Hepsi Zeus, hepsi kıvırcık  saçlarını ortadan ayırmış







Spor ayakkabıma farklı bir anlam yüklendi şimdi.





İki katlı binanın ikinci katı.


Dönemin yaşam biçimini anlatan günlük objelerin tamamı burada sergileniyor.






Marcus Aurelius MS. 121-180


Hadrian MS. 76-138


Evet biraz fark var gibi :))




Meşhur Dans Eden Kızlar frizi ve Güneş Saati müzenin giriş katında sergileniyor.


Saat MS. 2 yy dan




ve bir Osmanlı Saati




Binanın arka ve yan tarafları açık hava deposu olmuş.
Orada burada öyle çok tarihi eser var ki, iki müze binası daha olsa dolacak.
Olsa ya :(
Bir şehre sadece bir arkeoloji müzesi olmalı değil ki.




Bu güzel müzenin mağazası ve kafeteryası yok.
Her iki ziyaretimin sonunda kütüphane önündeki banklarda oturup bir süre bahçedeki güzellikleri içime sindirdim.

Müzeler size sundukları ile aslında bu dünyada hiç bir şeyin sahibi olmadığınızı
her şey gibi sizin de geçiciliğinizi hatırlatıyor.

Benim gibi günün birinde yolunuz düşer mi bilemem
Baktınız düşmüyor, siz o yola özellikle çıkın.
Burdur dağlar arasında, küçük pırıltılı bir mücevher gibi onu bulmanızı bekliyordur belki.




12 Ekim 2019 Cumartesi

Burdur Sokakları


Fakir Baykurt Parkı


Mete Oğuz Han


Orhun Yazıtları 



Ah, yine buldum!


Asmaların sarıp sarmaladığı bu mütevazi evleri çok sevdim.


Çiçekler güzel olmasına güzel de, saksıya çizilen surat en güzel :)




Bence hane sahibi Beşiktaşlı :)



Dere boyu ceviz, kayısı ağaçları bu küçük şehre neşe katıyor.





Hava sıcak, ben yoruldum.
Yanında soluklanasım var.




Burdur'a geliş nedenim, küçük oğlumun bu kışlada gerçekleşecek yemin töreni idi.
Geçtiğimiz yaz bir büyüğün, bir küçüğün askerlik yemin töreni oldu. Ne mutlu!



Burdur Öğretmen Evi yine konakladığım adres oldu.
Seviyorum ben Öğretmen Evlerini. Anısı var.


Kocaman bir bahçe, ulu ağaçlar gölgesinde çay bahçeleri var.


Ve tören...




Burdur Gölü yurdumuzun en derin gölü. 300 bine yakın su kuşuna, endemik kuş türlerine ev sahipliği yapıyor ve ne yazık ki o da son yıllardaki iklim değişikliği nedeni ve yer altı sularının kötü kullanılması sonucu tehlike altında. Su çekilmesi geri dönülemez noktaya gelmiş.
Çok üzücü. Fotoğrafı aracın penceresinden çektim pek bir şey anlaşılmasa da yol boyu uzun bir süre bize eşlik etti.

Senenin ilk yedi ayında daha önce gitmediğim iki şehri gezebildim. 
Biri Hatay, biliyorsunuz günlerce yazdım, diğeri Burdur. Sevmek üzre mi bakıyorum nedir, her şehir hem aynı, hem çok farklı ama hepsi kalbime kazınıyor adeta. 
Burdur için bana günler yetmedi doğrusu. Ben, sokaklarını adımlamadan, parklarında oturmadan, yerel tatlarını arayıp bulup tatmadan, insanları ile sohbetler etmeden o şehri içime sindiremiyorum.
Sindirince de, kalbime kazımış oluyorum galiba.

Hal böyle olunca size bir kaç gün Burdur'u anlatır dururum artık.
Umarım benim kadar seversiniz siz de bu kayısı kokulu şehri.