Size de oluyor mu? Ben bu güzelliği nasıl anlatabilirim ki? diyor musunuz?
Tasha Tudor bence gerçekte yaşamamıştır...
Resimlediği kitaplar gibi bir kitabın kahramanıdır olsa olsa der mi kalbiniz?
Benim ki öyle diyor ama bakın onun hakkında yazılanlarda neler var.
Amerika da 1915 yılında doğuyor ve 2008 yılında bu dünyadaki yolculuğu bitene kadar orada yaşıyor.
Yüzündeki derin huzurla başarabildiği tek şey bu imiş gibi patates soyduğuna bakmayın. Ünlü bir illüstratör ve çocuk kitapları yazarı aslında.
Asıl adı Rosamund ama Savaş ve Barış kitabının Natashası'nı öyle sevmiş ki, ismini Tasha olarak değiştirmiş.
Küçük Kadınlar'ın en sevdiğim çizgileri onun kaleminden hayata geçmiş,
Böyle elle tutulur hale gelmiş.
Ömrünü bir köyde geçiriyor. Elektrik ve su olmayan evinde her işi kendisi yapıyor.
Örüyor, dikiyor, işliyor, hayvanlar besliyor, güzel bahçesinde hem sebzeler hem de çeşit çeşit çiçekler yetiştiriyor. Hatta mumunu bile kendisi yapıyor,
yorganını dikip yününü eğiriyor.
Evleniyor boy boy çocuklar, torunlar büyütüyor.
Bu fotoğrafın altına onun beni çok sarsan şu cümlesi ne de yakışır;
“Şimdide bulunamayacak hiçbir huzur yoktur.”
“Ütü yapmaktan, ev işi yapmaktan, yemek pişirmekten, çamaşır ve bulaşık yıkamaktan zevk alıyorum. Bazen formlar dolduruyorum, ne iş yaptığınızı soran yerler oluyor. Oraya her zaman ev hanımı yazıyorum. Bu takdir edilmesi gereken bir meslektir, neden bunun için özür dileyelim ki? Ev hanımı olduğunuz için aptal değilsiniz. Reçel karıştırırken Shakespeare okuyabilirsiniz.”
“Karı koklamayı seviyorum. İşin ilginci kar, elma ağacının çiçekleri gibi keskin bir kokuya sahiptir. Ve siz havayı koklayarak karın ne zaman geleceğini söyleyebilirsiniz.”
.Diyor usul sadeliği ile...
"Hayat başarabileceğimiz her şeyi yapacak kadar uzun değildir. Ama yaşamak büyük ayrıcalıktır. Bütün kirliliğine ve dehşetine rağmen, dünya ne kadar da güzel.”
“Sadece yılda bir kez yıldız gördüğünüzü varsayın. Düşünebiliyor musunuz, ne de harika olurdu.”
Yazdıklarını okumak bile içini aydınlatıyor insanın. Yüzüne bakınca
"bazı insanlara sevgi ne kadar çok yakışıyor" diye düşünmeden edemiyorum.
“Evde ya da ahırda çalıştığım zamanlar geçmişte yapmış olduğum hataları düşünürüm. Ama sonra bu düşünceleri hızla geriye atar ve nilüferlerimi düşünürüm. Onları düşünmek tatsız şeyleri ortadan kaldırır. Ya da kazlar, onlar da eşit derecede rahatlatıcıdırlar.”
Sizin hatalarınız yerine düşünebileceğiniz güzellikler neler acaba ?
Ya benimkiler ?Bir gün de bunu konuşalım mı? Küçük itiraflar samimi iç dökmeler belki umduğumuzdan kolaydır.
“Neden kadınlar kadın olmak gibi bir ayrıcalıkları varken erkek gibi giyinmeyi tercih ediyorlar? Kadın olmak çekicidir, bunu kaybetmeyi istemek neden? Oysa kadınsı olduğumuzda pantolonlar ve sigarayla dolaşmaktan daha çekici oluruz. Ben erkeklere bayılıyorum. Onların harika yaratıklar olduğunu düşünüyorum. Onları yürekten seviyorum. Ama onlar gibi görünmek istemiyorum. Kadınlar uzun eteklerden vazgeçti, bence bu onlar için büyük hatadır.”
Derken ne kadar "kadın" değil mi?

“Ölmekten korkmuyorum. Bence bu oldukça heyecan verici olmalı.”
Ölüme bakışı dahi ders niteliğinde.
Bu kadar çok görsel paylaştığım nadirdir ama bu yazı kalbinize umut, iyimserlik ve sadeliğin göz kamaştıran güzelliğinin tohumlarıni eksin istedim.
Ben arada açıp bakarım böyle güzel hayatlara.
Bana çok iyi geliyor. Evdeki her şeyi yıkamış paklamış sonra yeniden yerleştirmiş gibi.
Ya da çok sevdiğim bir kokuyu defalarca içime çekip başımı döndürmüşüm gibi...
Bu güzel kadını bloğumda ağırlamak bu gece gönlümü kuş gibi hafifletti desem...
İnanır mısınız?