24 Haziran 2020 Çarşamba

Tasha Tudor - Kalbimi Isıtan Kadın




Size de oluyor mu? Ben bu güzelliği nasıl anlatabilirim ki? diyor musunuz?

Tasha Tudor bence gerçekte yaşamamıştır... 
Resimlediği kitaplar gibi bir kitabın kahramanıdır olsa olsa der mi kalbiniz? 

Benim ki öyle diyor ama bakın onun hakkında yazılanlarda neler var.

Amerika da 1915 yılında doğuyor ve 2008 yılında bu dünyadaki yolculuğu bitene kadar orada yaşıyor.



Yüzündeki derin huzurla başarabildiği tek şey bu imiş gibi patates soyduğuna bakmayın. Ünlü bir illüstratör ve çocuk kitapları yazarı aslında.

Asıl adı Rosamund ama Savaş ve Barış kitabının Natashası'nı öyle sevmiş ki, ismini Tasha olarak değiştirmiş.


Küçük Kadınlar'ın en sevdiğim çizgileri onun kaleminden hayata geçmiş, 
Böyle elle tutulur hale gelmiş.



Ömrünü bir köyde geçiriyor. Elektrik ve su olmayan evinde her işi kendisi yapıyor.
Örüyor, dikiyor, işliyor, hayvanlar besliyor, güzel bahçesinde hem sebzeler hem de çeşit  çeşit çiçekler yetiştiriyor. Hatta mumunu bile kendisi yapıyor, 
yorganını dikip yününü eğiriyor.



Evleniyor boy boy çocuklar, torunlar büyütüyor.


Bu fotoğrafın altına onun beni çok sarsan şu cümlesi ne de yakışır;

“Şimdide bulunamayacak hiçbir huzur yoktur.”




“Ütü yapmaktan, ev işi yapmaktan, yemek pişirmekten, çamaşır ve bulaşık yıkamaktan zevk alıyorum. Bazen formlar dolduruyorum, ne iş yaptığınızı soran yerler oluyor. Oraya her zaman ev hanımı yazıyorum. Bu takdir edilmesi gereken bir meslektir, neden bunun   için özür dileyelim ki? Ev hanımı olduğunuz için aptal değilsiniz. Reçel karıştırırken  Shakespeare okuyabilirsiniz.”






“Karı koklamayı seviyorum. İşin ilginci kar, elma ağacının çiçekleri gibi keskin bir kokuya sahiptir. Ve siz havayı koklayarak karın ne zaman geleceğini söyleyebilirsiniz.”

.Diyor usul sadeliği ile...



"Hayat başarabileceğimiz her şeyi yapacak kadar uzun değildir. Ama yaşamak büyük ayrıcalıktır. Bütün kirliliğine ve dehşetine rağmen, dünya ne kadar da güzel.”



“Sadece yılda bir kez yıldız gördüğünüzü varsayın. Düşünebiliyor musunuz, ne de harika olurdu.”


Yazdıklarını okumak bile içini aydınlatıyor insanın. Yüzüne bakınca 
"bazı insanlara sevgi ne kadar çok yakışıyor" diye düşünmeden edemiyorum.



“Evde ya da ahırda çalıştığım zamanlar geçmişte yapmış olduğum hataları düşünürüm. Ama sonra bu düşünceleri hızla geriye atar ve nilüferlerimi düşünürüm. Onları düşünmek tatsız şeyleri ortadan kaldırır. Ya da kazlar, onlar da eşit derecede rahatlatıcıdırlar.”

Sizin hatalarınız yerine düşünebileceğiniz güzellikler neler acaba ?

Ya benimkiler ?Bir gün de bunu konuşalım mı? Küçük itiraflar samimi iç dökmeler belki umduğumuzdan kolaydır.



 “Neden kadınlar kadın olmak gibi bir ayrıcalıkları varken erkek gibi giyinmeyi tercih ediyorlar? Kadın olmak çekicidir, bunu kaybetmeyi istemek neden? Oysa kadınsı olduğumuzda pantolonlar ve  sigarayla dolaşmaktan daha çekici oluruz.  Ben erkeklere bayılıyorum. Onların harika yaratıklar olduğunu düşünüyorum.  Onları yürekten seviyorum. Ama onlar gibi görünmek istemiyorum. Kadınlar uzun eteklerden vazgeçti, bence bu onlar için büyük hatadır.”

Derken ne kadar "kadın" değil mi?



“Ölmekten korkmuyorum. Bence bu oldukça heyecan verici olmalı.”

Ölüme bakışı dahi ders niteliğinde.


Bu kadar çok görsel paylaştığım nadirdir ama bu yazı kalbinize umut, iyimserlik ve sadeliğin göz kamaştıran güzelliğinin tohumlarıni eksin istedim.
Ben arada açıp bakarım böyle güzel hayatlara.
Bana çok iyi geliyor. Evdeki her şeyi yıkamış paklamış sonra yeniden yerleştirmiş gibi.
Ya da çok sevdiğim bir kokuyu defalarca içime çekip başımı döndürmüşüm gibi... 

Bu güzel kadını bloğumda ağırlamak bu gece gönlümü kuş gibi hafifletti desem...
İnanır mısınız?



19 Haziran 2020 Cuma

Leyla Bebeklerin Size Söyleyecekleri Varmış


Biz biz biz idik. Lüle saçlı kız idik. Ezildik büzüldük bir duvara dizildik.


Evet, onlar çok daha güzel fotoğraflanmayı hak ediyorlar ama onları yapan tatlı kızımızın hesabındna size bambaşka  pozlarla "merhaba" diyeceklerdir zaten.

Pek çoğunuz biliyorsunuz her yıl iki ya da üç kez düzenlediğim hediye etkinliklerinde binlerce minik kalbi sevindirdik bu güne değin. Okullar açılırken, yeni bir yılın hemen öncesinde ama ille de 23 Nisanlarda kalbimi pır pır eden paketlerin içini doldurabilmek için ördük diktik, boyadık işledik olmadı satın aldık ve hep birlikte çocuklarımıza sevgi saçan pırıltılı hediyeler hazırladık...





Bu yıl da 23 Nisan yaklaşırken ve içinden geçtiğimiz bu sıra dışı zaman diliminde ne çok melek kalpli arkadaşım arayıp sordu bilseniz. Çocuklara hediyeler gönderiyor muyuz? diye.
Her hayır deyişte kalbim acıdı inanın. Nedenleri sizce de malum bu kararın elbette. Yine de benim bazı özel çocuklarımdan bu süreçte de  mutlu edebildiklerim var çok şükür.
Onlar için geldi bu bebekler. Altın kalpli bir dostun hediyeleri çocuklarımıza. 
Bayram seyran beklemeden sarı saçlı Leyla gitti bile sahibine geçenlerde.


Şimdilerde Sudenaz'ımızın sımsıcak göğsünde Leyla.
 Dilleri ile değil, kalpleri ile konuşup anlaşıyor bu güzel kızlar birbirleri ile.
 Fotoğrafı annesi çekip yolladığında elbette sizinle paylaşmanın iznini aldım.  
Sudenaz 13 yaşında serebral palsili ve maalesef  %98 engelli bir evladımız.
Son düzenlediğim tasarım şenliğinden sağladığım gelirle skolyoz cihazını yaptırdığım çocuğumuz.
O günden bu yana hep hayatımdalar iki abisi ve anneleri ile birlikte. Nasıl tatlı gülüyor değil mi? 
Her şey bu gülüşün sıcaklığı ile zaman zaman buz kesen kalplerimizi ısıtmak için aslında.

Bu blog 11 yıldır, benim yardım faaliyetlerim 20 yıldır sürüyor çok şükür.
İnatla blog camiasında var etmeye çalışıyorum bu etkinlikleri. Bloğumu açma gayemdi zaten.
Diğer sosyal mecralarda da çok güzel işler yapan harika insanlar var.  Bu beni çok ama çok sevindiriyor. Bir çoğuna destek olmaya çalışıyorum. Yıllardır damlaların göl oluşturmasına ortak ve şahit olmuş biri olarak, paylaşmanın güzelliğinden, mutlu etmenin kalbi parıl pırıl yapan sihrinden kendimi mahrum edemem doğrusu :)



Bugün hangi biri ile oynasam acaba dediğim Leyları ise sevgili Elif hazırlıyor.
ınstagram hesabı: leylekleyla

Başlarken dediğim gibi. Bu güzel kızların size söyleyecekleri varmış. 
Belki bir ara uğrar bakarsınız sizde bu leylek bacak Leylalara.
Valla Elif öyle düşündüğünden koymuş adlarını ben uydurmadım bu sefer :)

Bu yıl Serçev Lösev için çocuklarımıza hediye etkinliğini her şey yolunda gider, 
ülkemiz normalleşebilirse eğer Eylül ayında gerçekleştirmek istiyorum kısmetse.

Bunca zaman sonra çocuklarımızın eğitim görebilenlerine "Okuluna Hoşgeldin" paketleri hazırlamak istiyorum. 
Diğer çocuklarımıza da  birer sevgi paketi hazırlarım inşallah.
Katkılarınız ve ilginiz ile elbette.

Şimdiden aklınızda olsun. Aman ha bizi unutmayınız :)

Birlikte başardıklarımızın küçük bir bölümü için BURAYA lütfen




18 Haziran 2020 Perşembe

Hatırlamak Güzel Bazen - Gemi Kahvesi




                                                         (Manş Denizi'indeki yüzlerce adadan biri)


Size de olur mu bilmiyorum
Hayatın getirdiklerine hazırlıksız yakalanmış olma duygusu kilitler beni.
Tepkisiz, ifadesiz kalakalırım ünlü tavşan benzetmesi misali.
Benim bu durumum hayatın umurunda mı peki? Pek sanmıyorum doğrusu  : ))

Bu defa normale dönmem fazlaca uzun sürdü yalnız.
Öyle ki, sevdiğim tek sosyal mecra olan bloğumdan uzun zaman ayrı kaldım.

Bugün baktım  da bir çok taslak hazırlayıp atmışım kenara.
Şiirler, kahveli yazılar biriktirmişim kumbaramda.

Mis kokulu bir fincan kahve eşliğinde başlayalım istedim sohbetlerimize kaldığımız yerden.


Dört yıl önce bugünlerde Estonya da Tallinn deydik. 
Bir ay kadar kaldığımız bu rüya şehirden komşu ülkelere kısa geziler yapmıştık.
Hani lambadan bir cin çıkıp sorsa, galiba dönmek isteyeceğim üç zaman diliminden biri olurdu o günler.

Bu kahve gemide Stockholm dönüşü Manş da batan güneşin renkleri eşliğinde içildi.

Yolculuk yazısı BURADA 
Stockholm sokakları için ise BURAYA alayım sizi.

Yazıların linklerini alayım derken, yazdıklarımı okudum bir güzel.
Her yaz yurt dışı yaparmış gibi üzüldüm kısıtlamalara iyi mi. 
Sonra da " oh iyi ki gitmişiz "dedim.
Bir kez daha sevindim para yerine anı biriktirdiğime.







Ahh Güzel Victoria !


Size de Haziran yağmurları ile yıkanmış pırıl pırıl, yemyeşil bir
MERHABA ! 
bıraktım buraya.


Şimdi gidip bir bakayım siz neler yapmışsınız ben mağarama kapanmışken :)




23 Nisan 2020 Perşembe

Meclisimizin Açılışının 100. Yılında Ankara da Atatürk



İlk Meclisimiz.
Bugün açılışının 100. Yıldönümü.


Teneke sobalı, tahta sıralı





 lakin yeryüzündeki tüm saraylardan daha görkemli benim için.
Hele bir gidin.
Küçücük bahçesine adım attığınız anda göğüs kafesiniz gurur, minnet ve şükranla dolar. Vakur bir saygı, nurlu bir elbise gibi sarınır bedeninize.

--------o--------o--------o-------




II Meclis de Ülkü'nün elinden tutmuş sanki sizi karşılamaya geliyor gibidir.



-----------o---------o-----------



Henüz Kurtuluş Savaşımız sürerken yapım emrini vermiştir. 
Yanyana duranResim Heykel ve Etnoğrafya Müzesi'nin inşaasının.




----------o---------------o----------

Ne diyordun?
"Ankara ve Ankaralıların benim gönlümde yeri başkadır"





Ankara Adliyesi'nin bahçesindesin.


Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binasının aydınlık yüzüsün.

---------o----------o----------

Sergilerde, müzelerde, konserlerdesin.



Nakış nakış işlenensin.


En akılcı oyunların galibi,


bayrak olup asılan,


 bir ulusa bayrağını asma özgürlüğü sağlayanların başındasın.


Bir çocuk kütüphanesinin  duvarında,


devriminin başında,


bir şairin dilinden, şiir gibi anlatılansın.

---------o----------------o------



Gün batımlarını güzelleştirensin.


Çankaya daki ayak izlerinin,



kocaman bir sevginin sahibisin.



Sen Ankarasın!



Adını koyduğun Türkiye Büyük Millet Meclisimizin açılışının 100. Yılında
çok sevdiğin çocuklara armağan ettiğin bu güzel bayram gününde,
hiç büyümeyen çocuk kalbime sığmayan kocaman sevginle ve minnetle
 ATA'm.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun.





1 Nisan 2020 Çarşamba

Corona Günlerinden Önce İstanbul


En son Ekim de İstanbul'daydım.
Epeyce zaman geçti, orada hala bir evimiz varken bir kez daha gideyim demiştim. Corona henüz korkutucu yüzünü tam göstermemiş, Wuhan'dan yollara düşüp bize kadar gelmemişti. 


Bir daha ne zaman böyle kaygısız dolaşabiliriz sokaklarda bilmiyorum.



O yüzden fotoğraflar blogda yer alsın, ben de arada uğrar bakarım bari dedim.



Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde oğulcuğuma anıtın üst tarafında bir madalyon içinde portresi yer alan Sabiha Ziya Hanımı anlattım.



Atlas Pasajı, uğramayalı yıllar olmuş.
Zaten pasaja da olan olmuş :(






Beyoğlu'ndaki Yapı Kredi Kültür Sanat'da Sagalassos Sergisi vardı.
Henüz geçen yaz Burdur da kaldığım günlerde Arkeoloji Müzesi'nde üç kez  ziyaretlerine gittiğim eserleri İstanbul da tekrar görmek, başka bir şehrin telaşlı kalabalığında sevdiğiniz birine rastlamak gibiydi.




Sen her saat, her gün, her yıl ve her mevsimde böyle güzel olmak zorunda mısın İstanbul? Bana ait ama sende kalmış öyle çok şey var ki...
Bundan mı bana hep bir hazine sandığı gibi görünüyorsun sen?





Oğlum iki yıldır sayısız kez önünden geçmiş bahçe kapısının.
 İçeride bu yapının olduğunu ben gösterdim :) Önünden fark etmeden geçip gidenlere üzülüyor insan.   Ne diyordu ünlü rehberimiz;

' İstanbul da yaşamayın, İstanbul'u yaşayın'








Kuşbakışı bakıldığında haç şeklindeki neogotik yapı ilk olaarak 1724 inşa edilmiş, sonra yenilenerek 1912 yılında ibadete açılmış.












Ah Çiçek Pasajı !

Ben sussam, sen anlatsan 19 yaşımın deli dolu anılarını.
Gül, abim ve ben.... Kahkahalarımız sinmiş midir senin asırlık taş duvarlarına? Ömrü sende geçmiş kırmızı rujlu, yakasından eksik olmayan kırmızı gülü ile Madam Anahit'in akordeon nağmeleri ?
Sonra eşimle el kadar bebeğimizi de alıp trene atlayıp atlayıp hafta sonlarında sana gelişimizi. Kucağındaki minik oğluşuna usul usul ninni söyleyen anneyi sen de hatırlıyor musun?

Kısacık bir an için ödünç verir misin onları ? Söz geri vericem :(


*********